Kayıtlar

Stefan Zweig etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Stefan Zweig, Bir Çöküşün Öyküsü

Resim
Davranışları hafifmeşrep ve taşkındı; bunun yarısını kaygısızlığını göstermek için hesaplayarak, yarısına da alışkanlıktan yapıyordu. bu bütün yapmacık tavırlarını doğalmış gibi gösteren, hatta bu tavırları gerçekten içtenliğe dönüştüren dalgın ve tasasız hoppalığı gibiydi tıpkı. s. 2 Ne yapacağını bulamıyordu; içinde her şey susmuş, yüreğinin anlamlı müziği, anahtarı kaybolmuş müzikli saat gibi ölmüştü. s. 9 Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı. s. 13 Ama kimse yoktu ki burada, rol yapması gerekmiyordu, ilk kez kendisiyle baş başaydı. s. 14 O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı. s. 33 Yakında öleceğim, bana acımayın. s. 40 Kadın, herhangi birinin özlemini çekiyordu, tıpkı gün ışıyana kadar soğuktan titreyerek sarınacağı bir palto gibi özlüyordu onu. s. 42 Hiçbir şey hissetmedi, ...

Amok Koşucusu, Stefan Zweig

Resim
İnsanın kendisiyle baş başa kalmasına ise imkân yoktu. s. 7 Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim. s. 11 Herkes en azından bir parça delirir. s. 13 İnsan bilir ki bıraktığı yerde onu çoktan unutmuşlardır. s. 19 Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet. s. 21 Ama gençken sıtmanın ve ölümün sadece başkalarının başına geleceğini düşünürsünüz. s. 23 Güvenmek için dürüstlük gerekir, kayıtsız şartsız dürüstlük. s. 25 Ben bu iğrenç yalnızlık içerisinde, insanın ruhunu yiyip bitiren, iliğini kemiğini emen bu ülkede utanmayı unuttum. s. 27 Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz. s. 30 İnsan her şeyi kaybedince elinde kalan son şey için çaresizce mücadele eder. s. 54 Her şeyinizi kaybettiğinizde elinizde kalan son şey için umutsuzca savaşırsınız. s. 66 Yardım etmek için de bu duyguya ihtiyacınız vardı, karşınızdakinin size ihtiyacı olduğu duygusuna. s. 87

Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig

Resim
"Aslında yazmak, bir anlamda, zihnimi sürekli meşgul eden, içimde sancılı bir huzursuzluğa neden olan bir olayla sonunda hesaplaşmak, onun üzerine sünger çekmek, onu yerli yerine oturtmak, benden önde tutmak ve her açıdan kapatmak için giriştiğim bir çabaydı." S. 6  Yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum. S. 10 Birisi üzerime aniden bir tabanca çevirse yüreğim etrafımdaki bunca insanın yüreğinin bir avuç para için attığı kadar atmazdı. S. 14 İnsanlar bana sırt çevirdi, hayatıma kadınlar girdi çıktı ama tüm bunlar karşısında hissettiklerim, pencereye vuran yağmur damlalarını izleyen birinin hissettiklerinden farksızdı. S. 17 "Eğer nasıl biri olduğumu bilseydiniz, şu anda beni selamlarken yüzünüzde gördüğüm o tatlı, dostane gülümse kim bilir nasıl donup kalırdı dudaklarınızın kıyısında!" S. 37 ...ilk kez bu dünyaya ait birisi için var olduğumu hissediyordum. S. 57 İnsanın k...

Geçmişe Yolculuk, Stefan Zweig

Resim
“Geldin işte!” Kollarını uzatıp, neredeyse iki yana açarak kadına doğru yürüdü. “Geldin işte,” dedi bir kez daha tekrarladı; sevdiği insanı şefkat dolu bakışlarla sarıp sarmalarken, ses tonu sürpriz ve mutluluk arasında dalgalanarak gitgide tizleşiyordu. “Gelmeyeceksin diye korkmuştum!” S. 1 Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı. S. 11 Acz içinde geçen yıllar, dedi içinden, duygularımıza karşı acz içinde geçen yıllar: Dokuz yıl oldu ve sesinin tek bir tonu değişmemiş, bedenimin tek bir siniri bile onu farklı algılamıyor. Hiçbir şey yitmemiş, hiçbir şey geçmemiş, varlığı eskiden olduğu gibi sevgi dolu bir mutluluk yaratıyor. S. 22 Sadece anılarla yaşamak insanın doğasına aykırıydı; nasıl bitkiler ve bütün canlılar renklerinin solmaması ve çanak yapraklarının kuruyup dökülmemesi için toprağın besleyici gücüne ve gökyüzünden süzülüp gelen canlı ışığa ihtiya...

Kızıl, Stefan Zweig

Resim
Pencerenin önüne geldi, yağmurun aralıksız yağdığını gördü. (...), sanki dışarıda bütün dünya derdini milyonlarca gözyaşıyla döküyordu. S. 4 “Günlerce hiçbir şey yaşamıyorum, tanıdık bir yüz görmüyorum; binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin.” S. 44 “Kimse beni benden daha fazla hor göremez.” S. 46 Bir anda yüreğine oturdu, aylardır hemen yanında, aralarındaki duvarın ardında hiç görmediği insanlar yaşıyor, yanı başında ağır yazgılar vuku buluyor ve onun bunlardan haberi olmuyordu. Ölüm bitişikte bir kız çocuğunu pençesine almaya çalışırken, o hayvan gibi uyumuştu ve bu durumda nasıl olur da başkalarından güven bekleyebilirdi? S. 50 “Neredeyse bütün çocuk hastalıklarında bu böyle: Çocuklar bu hastalıkları yeniyor, yetişkinler ise ona yeniliyor.” S. 54 Sonra kırmızı ve siyah mürekkeplerle çeşitli kalemler çıkardı, birinci sayfaya kıvrımlı yazılarla ve arabesk süslemelerle Dante’nin sözlerini yazmaya başladı: “ Incipit vita muova. ” - “Yen...

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig

Resim
Kelimelerim seni korkutmasın; ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.  s. 4 Sen, benim için –sana nasıl söyleyebilirim? Bu konuda her girişim yetersiz kalır-, evet, çünkü sen benim için her şeydin, bütün hayatımdın. Benim için her şey, ancak seninle ilintili olduğu ölçüde vardı, hayatımdakilerin hepsi ancak seninle bağıntılı olduğu ölçüde anlamlıydı. s. 13 Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur. s. 20 Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm. s. 21  Seni sen kim isen o olarak seviyorum, sıcakkanlı ve çabuk unutan, kendini veren ve sadık kalmayan, seni yalnızca her zaman kim idiysen ve şimdi de hâlâ kimsen o halinle seviyorum. s. 33 İçimin derinliklerinde, benliğimin bilinçaltında hâlâ o eski çocukluk hayalim yaşamaktaydı, belki de günün birinde beni, yalnızca bir sa...