Kayıtlar

Şükrü Erbaş etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İnsanın Acısını İnsan Alır, Şükrü Erbaş

Resim
Burada mutluluk kişiliksiz bir duyguyken, uzaklarda acı bile yaşama bağlıyordu insanı. Durduğu yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa, parçalana parçalana gitmenin büyük doğruluğuna inandırmıştı kendini. s. 10 Kimsenin sesinde bulut yok, kanat yok, rüzgâr yok; bir hızar sesiyle konuşuyor artık herkes. Kalbinle donattın önce gövdemi, sonra aşkın nasıl bir yoksulluğa dönüştüğünü gösterdin. Sevinçler bitti, kapı zilleri bitti. Ne bir yere giden var, ne gelenlerin yüzünde bir iyilik. Senden başka anısı yok döndüğün yerlerin. Tükeniş, kendini yokluğunla tanımlıyor. s. 14 Kâküllerine düşen çiy tanelerini topladım sabaha karşı. Doğan günden kırmızılar sürdüm yanağına. Saçının telinden tırnağının ucuna dek öptüm incelikle. Sonra alıp yanlızğımı yanıma, biraz daha tutkun, biraz daha iyimser, döndüm yeniden bıraktığın boşluklara. s. 15 ardımızda bıraktığımızı sandığımız, ikide bir önümüze geçen geçmişimiz. ayrılıkla beslenen göğsümüzdeki boşluk ... 'aralık kapılardaki rüzgâr'... ...

Yaşıyoruz Sessizce, Şükrü Erbaş

Resim
İnsan acısından utanır mı? Döktüğüm yaşlarla zehirleniyorum. s. 17 İki kişilik bir yalnızlığım fotoğraflarının önünde Birisi alıp götürdüğün, öteki bırakıp gittiğin. s. 18 Yüzün bir gelecek atlası. s. 25 Gidelim diyorum, gidelim diyorsun, sermayemiz hayal. s. 31 Toprak dilsiz Su yalnız Ateş bir gözyaşı külü Göklerin ardına çekildi rüzgar. İnsan dersen Ha var, ha yok.  s. 32 Ne zaman öğreneceksiniz bilmiyorum ki Evlerin yalnız eşyalardan yapılmadığını. s. 37 Ne zaman alnımı camlara dayasam Kanatlarını canıma batıra batıra Sana uçuyor bütün kuşlar. s. 43 Nereye gidiyorsun bırakıp beni Güzelliğin Tanrısı, nereye... s. 44 Bir gün ağzından uzak gülerse ağzım Tanrı gökyüzüyle boğsun beni. s. 46 Tuhaf bir adam oldum Kendimle konuşuyorum evin içinde Biraz da şu koltuğa oturayım, diyorum. s. 62 Bu kadarmış bizi büyüten acı Bu kadarmış içimizde yanan ışık Bu kadarmış yeryüzüne düşen gölgemiz. s. 81