Kayıtlar

Latin Amerika Edebiyatı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Pedro Páramo, Juan Rulfo

Resim
Yol çıkıyor ve iniyordu: "Gidip gelmeye göre çıkar ya da iner. Giden için çıkar; gelen için iner." s. 8 ... ve eğer ben sadece sessizliği duyuyorsam bunun nedeni herhalde henüz sessizliğe alışmamış olmamdır diye düşündüm; belki de kafamın içi hâlâ gürültü ve seslerle doluydu. s. 13 "(...) Anılarımın sesini ölümümün sesinden daha yakın bulacaksın; eğer zamanın herhangi birinde, ölümün bir sesi olmuşsa." s. 13 Hiçbir insandan asla nefret etmemek gerekir. s. 35 İnançlı olmakla ne kazandılar ki? Cennete mi gittiler? Ya da ruhları mı arındı? Ve ruhlarını ne diye arındırırlar ki, eğer son anda... s. 39 - Öldü mü? Neden peki? - Neden olduğu anlaşılamadı. Belki de üzüntüdendir. Sürekli iç çekerdi.  - Bu kötü bir şeydir. Her iç çekiş insanın yitirdiği bir yudum yaşamdır. s. 53  Yaşarken insana ayaklarını hareket ettirten yegâne şey, öldüğünde bu ayakların onu farklı bir yere götürecekleri beklentisidir; ama eğer bir kapı kapatılır ve açık kalan sadece cehennemin kapısı olur...

Bir Noel Hikayesi, Alejandro Zambra

Resim
Her gün ilişki içinde olduğumuz nesneler dünyasında kitaplar muhtemelen en karmaşık olanıdır. s. 13 ... ve birden dünyanın tutkuyla dolup taşan bir yere dönüştüğünü hissettim. s. 32 "Çünkü insanlar her dakika her şeye sinir olur." s. 68 "(...) Biz editörler üç aşağı beş yukarı aynı işi yaparız. Silinip giden birer arkadaşız biz." s. 85

Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos

Resim
+ Ne var Zeze? - Hiç. Şarkı söylüyordum. + Şarkı mı söylüyordun. - Evet. + Öyleyse ben sağır olmalıydım. İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim. s. 2 "Acılarım kaç gün sürecek Portuga?" "40 gün." "40 gün sonra geçecek mi?" "Hayır, alışacaksın..." s. 2 Şarkı söylemek de istemiyordum. İçimde şarkı söyleyen kuşum havalanmıştı. s. 6 Beni bilmiyordu. Ben onun için tanıdık bir yabancıydım. Beni unutmuştu. s. 8 Bazen beklemek lazım, en güzeli için. s. 8 İnce düşünen incinir. s. 8 “Totoca, çocuklar emekli midirler?” “Ne?” “Edmundo Dayı hiçbir iş yapmıyor ama para alıyor. Yani çalışmıyor ama belediye ona her ay para ödüyor.” “Bunda şaşılacak ne var?” “Çocuklar da bir şey yapmıyorlar; yemek yiyorlar, uyuyorlar, sonra da analarıyla babalarından para alıyorlar.” s. 9 Ne hüzün öldürür insanı ne de hasret. s. 9 "Ağlıyorsun..." "Geçer. “ s. 45 Hiçbir şey beklemiyorum. B...

Simyacı, Paulo Coelho

Resim
Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor. s. 27 Bizi görmek istedikleri gibi değilsek canları sıkılır. s. 32 En kusursuz cinayet, yaşama sevincini öldürmektir. s. 53 Ve bütün dünyayı kucaklayamayacak kadar küçük biri olduğum için, sahip olduğum az bir şeyi her zaman korumaya çalışacağım. s. 56 Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor. Artık hayattan bir şey beklemiyorum. s. 76 Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun. s. 106 İnsan sevince nesneler daha çok anlam kazanıyor. s. 122 - Öyleyse neden yüreğimi dinlemek zorundayım? - Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir. - Bir hain olsa da mı? - İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini dinleyecek olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın....

Katlanılmaz Sığırtmaç, Roberto Bolaño

Resim
Mezarlıklar sonsuzluğun aslına uygun kopyası. s. 35 Polis nedir? Davranışlarının hesabını kimseye vermek zorunda olmayan, tek bir sözcükle ifade edecek olursak dokunulmazlığın keyfini sürendir. s. 49 Tüm taklitler iskambil kağıtlarından yapılmış bir kule misali devrilirler. s. 53 Fareler fareleri yemez. s. 65 Belki tutku -diğer insani duygulara kıyasla- daha kısa ömürlü olduğundan, belki de arzu nesnesine fazla maruz kaldığımızdan hepimiz nihayetinde hayran olduğumuz şeyin kurbanına dönüşürüz. s. 78 İnsanların kendilerinden başka bir şeyi dert ettikleri yok, diye düşündü ciddiyetle. s. 95 Nasıl ki sözcüklerim varsa sessizliğim de var. s. 109 Kitaplar bitimlidir, cinsel münasebetler bitimlidir, gelgelelim okuma ve sevişme arzusu bitimsizdir, ölümümüzü, korkularımızı, barış umutlarımızı bile aşar. s. 125 Sıkıntı çölündeki bir dehşet vahasıdır. Modern insanın hastalığına bundan daha iyi bir teşhis konmamıştır. s. 130 İstediğini söyleyeceksen istemediğini de duyacaksın. s. 146 Beynimizin...

Latin Amerika'nın Kesik Damarları, Eduardo Galeano

Resim
Aptallığa oldukça benzeyen bir suskunluk içindeydik. s. 11 Biz kaybetmişizdir, başkaları kazanmıştır. Ne var ki başkaları sırf biz kaybettiğimiz için kazanmış durumdadır. s. 15   Yoksulluk bir alın yazısı değildir; azgelişmişlik de bir Tanrı buyruğu olmasa gerek. s. 21 Yağmalanan hazineler de yetmiyordu hayal gücünün isteklerini doyurmaya. s. 36 Evet, dünya değişti, ama, sanıldığı kadar da değil. s. 75 Yetersiz beslenmenin sonucu olan cinayetlerin sorumluları bu hapishanelere kapatılamıyor. Çünkü anahtarlar onların elinde. s. 93 Mutlu azınlığın doyması için yığınların açlıktan ölmesi gerekir. s. 93 Fidel Castro‘nun da bir çok kez belirttiği gibi, cehalet okuma yazma bilmezlikten çok daha yaygın ve çok daha ciddiydi. s. 104 Bir ulusun bilinci bir gecede değişmez. s. 108 Kamyon veya el arabası kullanılmaz bu yörede. Kahveyi yerlilerin sırtında taşımak daha ucuza gelir. s. 134 Kahramanlar devri geride kalmıştır, devir, iktisatçılar ve maliyeciler devridir. s. 223 Dünya Bankası, ABD’yi...

Eve Dönmenin Yolları, Alejandro Zambra

Resim
Okumak yüzünü kapamaktır. Yazmaksa yüzünü göstermek. s. 60 Sahneye çıkacakları anı sabırla bekleyen oyuncular olmak istiyoruz. Ama izleyiciler bir süre önce gitmiş. s. 66 Bir saniyeliğine, neden olduğunu bilmeksizin kendimi muazzam yalnız hissettim. s. 80 Çünkü her ne kadar bir yabancının hikayesini anlatmak istesek de eninde sonunda hep kendi hikayemizi anlatırız. s. 94 Öğrenmek için sormuyorduk, bir boşluğu doldurmak için soruyorduk. s. 102 Biraz önce denedim, kesinlikle bana küçük geliyor. Aynada kendime bakıyorum ve babaların kıyafetlerinin bize her zaman büyük gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama ona ihtiyacım olduğunu da düşünüyorum; bazen babamızın kıyafetlerini giymeye ve uzun uzun aynaya bakmaya ihtiyacımız olur. s. 124 Bu albümler bu işe yarıyor, diye düşünüyorum: bizi küçükken mutlu olduğumuza inandırmaya. s. 147 Ne zaman denize baksam boğulan mutlu bir insana dönüşüyorum. s. 174

Elif, Paulo Coelho

Resim
Ne var ki, geleceğin daha fazla karanlıktan başka vaadi yok. s. 15 Doğduğumuz andan ölene kadar hayatımız sürekli bir yolculuktur. Manzara değişir, insanlar değişir, ihtiyaçlar değişir, ama tren hep ileri gider. Hayat bir trendir, tren istasyonu değil. s. 23 Tanrı gönül gözümüzü ancak bir şeylerin değişmesini arzu ettiği anda açar. s. 30 İ çinde bir tutam delilik olmayan hayat eksik bir hayattır. s. 41 Biz bir şeyi arıyorsak, o şey de bizi arıyor demektir. s. 56 Gözyaşları ruhun kanıdır. s. 81 Yeni aşkların eski tecrübelerle kesinlikle hiçbir ilgisi yoktur. Aşk her seferinde yepyenidir. s. 114 Zaman ne hareket eder ne de durur. Zaman değişir. Bu daimi değişimin içinde her birimiz bir noktada, kendi Elif'imizde dururuz. s. 117 Hiçbir şey yok olmaz, her şey zamana kaydolur. s. 119 Hepimiz kozmosun içinde başıboş dolaşan ruhlarız. s. 124 Geçmişe dönüp eski yaraları kanatmak kolay da değildi şart da değildi. Bu ancak şimdiyi daha iyi anlayabilmek için yapılırsa bir anlam taşıyabilir. s...

Yıldızın Saati, Clarice Lispector

Resim
Düşünmek sonuç gerektirmez: kendi içinde bir amaç olabilir yalnızca. S. 9 Düşünmek eylemdir. Hissetmekse gerçek. İkisini yan yana koyun -yazıyor olduğum şeyi yazan benim. Tanrı dünyadır. Hakikat hep açıklanamayan bir iç temastır. En hakiki yaşayışım ise tanınamaz, son derece işseldir, onu tanımlayacak bir kelime yok. S. 13 ...hatta yazdığım şeyleri başkası da pekala yazabilir. Başka bir yazar evet, ama erkek olmalı, çünkü bir kadın gözyaşına boğar bu hikayeyi. S. 16 Ruhumu ısıtmak için dua ettiğim günleri hatırladım şimdi: hareket ruhtur. Dua sessizce, kimseye sezdirmeden kendime ulaşabilmenin yoluydu. S. 16 Bulmanın bir yolu da aramamak, sahip olmanın bir yolu da talep etmemek... S. 16  ... çünkü kelimeler eylemdir. S. 17 Sorgulayan eksik kalır. S. 18 ... şimdi harekete geçmek düşünmekten daha ilginç geliyor bana, gerçeklerden kaçılmıyor. S. 19 Bu hikâyenin bana dokunacağını ve her günün ölümden çalınan bir gün olduğunu iyi biliyo...

Albaya Mektup Yok, Gabriel García Márquez

Resim
  “İnsanlık bir bedel ödemeden ilerlemiyor.” S. 28 “Böyledir işte,” dedi. “İnsanın nankörlüğü sınır tanımaz.” S. 32 “Büyük şeyler için bekleyen, küçük şeyler için de bekleyebilir.” S. 34 “Bugün kesinlikle gelmesi gerekiyordu,” dedi albay. Posta şefi omuzlarını silkti. “Kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay.” S. 47 “Kötü bir durumun en kötü yanı bize yalan söyletmesidir.” S. 50 “Şapka giymiyorum, böylece onu kimse için çıkarmam gerekmiyor.” S. 57

Kâğıt Ev, Carlos Maria Dominguez

Resim
Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir. S. 11 “...onu hayattan alıp götürecek olanın yine bu olacağını bilemeden hayatını edebiyata adadı.” S. 12 Kimse bir kitap kaybetmek istemez. Bir daha okumayacak olsak da başlığında eski, belki de kaybolmuş bir duyguyu taşıyan bir kitabı kaybetmektense bir yüzük, saat veya şemsiye kaybetmeyi yeğleriz. S. 20 Biz okurlar, sadece eğlence amaçlı olsa bile, arkadaşlarımızın kütüphanesini gözleriz. Bazen sahip olmadığımız ama okumak istediğimiz bir kitabı bulmak için yaparız bunu, bazense karşımızdaki hayvanın ne ile beslendiğini öğrenmek için. S. 22 “Bakın, bu eski bir tartışma konusudur. Kimse asıl olay yazarın yeteneğinde mi yoksa baskının güzelliğinde mi, tam emin olamaz. Farklı görüşler vardır fakat pek çok okurun kitabın iyi ve okunmaya değer olup olmadığını anlaması için patikalara bakması yeterlidir.” S. 26 Editörler iyi kitapların yokluğundan, yazarlar büyük yayınevlerinin yayımladığı “bok”lardan şikâyet ediyordu. S. 29 ...

Ağaçların Özel Hayatı, Alejandro Zambra

Resim
Bazen Fernando, Daniela’nın hayatında bir leke oluyor ama kim arada sıra birinin hayatında bir leke olmaz ki. S: 14 Abartıyor, burası kesin. Ama kimse biraz olsun abartmadan yaşayamaz. S: 20 Veronica sonunda bu arayışın ardından, esas zoruna gidenin ne olduğunu buldu: parçası olmak istediği dünya bu değildi - ne bu ne de buna yakın bir dünya Veronica’nın parçası olabileceği bir dünyaydı. S: 21 Veronica'yı, Veronica'nın yazarken kendisini izleyen hayaletini düşünerek yazıyordu. S: 31 Julian’ın geçmişinde kaçmasını gerektirecek hiçbir şey yoktu ama tam da bundan kaçıyordu: vasatlıktan, bir başına geçen sayısız kayıp saatten. S: 36 Aslında bir roman yazma isteği de yoktu, sadece anılarını üst üste yığabileceği uygun ve korunaklı bir alan bulmayı arzuluyordu. Hafızasını bir çantaya tıkmak ve bu çantayı ağırlığı sırtını sakatlayıncaya kadar doldurmak istiyordu. S: 38 "Merhaba, ben ölüleri olmayan bir aileden geliyorum." S: 52 Sevmekten vazgeçmek içi...

Bonzai, Alejandro Zambra

Resim
Sonunda kız ölür ve oğlan yalnız kalır; gerçi oğlan kızın, Emilia'nın ölümünden birkaç yıl önce yalnız kalmıştı. Kızın adı Emilia ya da Emilia'ydı diyelim, oğlanın adıysa Julio, Julio'ydu, hatta hâlâ Julio. Julio ve Emilia. Sonunda Emilia ölüyor, Julio ise ölmüyor. Gerisi edebiyat: S: 13 O gece, o ikinci gece, bütün bunlara rağmen Julio, Emilia'nın hayatındaki ikinci cinsel partneri, tıpkı annelerin ve psikologların biraz ikiyüzlülükle ifade ettikleri gibi, Emilia'nın ikinci erkeği oldu, ama buna karşılık Emilia, Julio'nun ilk ciddi ilişkisiydi. Julio ciddi ilişkilerden kaçınırdı, kadınlar değil ciddiyetten kaçardı, çünkü ciddiyetin en az kadınlar kadar, hatta kadınlardan daha da tehlikeli olduğunu biliyordu. S: 14-15 Julio ancak yirmili yaşlarında, sosyoseksüel eğilimler göstererek yaşıtı kadınlarla takılmaya başladı, bu alanda pek başarılı olduğu söylenemez ama bu başarı Isidora'yı terk etmeye karar vermesine yetti. Onu bırakacaktı, tıpkı sigarayı...

Kırmızı Pazartesi, Gabriel García Márquez

Resim
Mutluluğu tatmanın tek çaresi onu paylaşmaktır. "Ben hayatta oldukça sen o pınardan içemezsin." S: 15 "Bu kadar acımasız olma," demişti ona Santiago Nasar.  "Onu bir insan olarak düşünsene." S: 17 ...çünkü öyle bir konuşma tarzı vardı ki, bir şey söylemekten çok, gizlemeye yarıyor gibiydi. S: 30 Angela Vicario, dört kızın en güzeliydi, tarihteki büyük kraliçeler gibi göbek kordonu boynunun çevresine sarılı olarak doğduğunu anlatırdı annem. S: 34 ..., annesi tek bir sözle onu susturmuştu. "Aşk da öğrenilir." S: 37 Bizlerden daha sağlıklıydı; ama insan onun göğsünü dinleyince yüreğinin içinde fokurdayan gözyaşlarını duyabiliyordu. S: 39 “Üzgünüm Bayardo, ama siz gençler duygusal nedenleri anlayamazsınız. ” S: 40 Kapalı yerdeki çiçeklerin kokusunun ölümle yakın bir ilişkisinin olduğunu sık sık söylerdi bana. S: 45 "Artık korkmuyordum," dedi bana. "Tam tersine, sonunda ölümün a...