Kayıtlar

Rus Edebiyatı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yüzbaşının Kızı, Aleksandr Puşkin

Resim
Edebiyat, bilim ve felsefe, sessiz yazı odalarını bırakmış, düşünceleriyle modayı yönetmek ve ona yaranmak için yüksek sosyetede boy göstermeye başlamışlardı. Kadınlar saltanat sürüyorlar, fakat tapınış istemiyorlardı artık. Derin saygı, yerini yüzeysel bir inceliğe bırakmıştı. s. 4 Kadınların tatlı ilgisi, ki çabalarımızın biricik amacıdır aşağı yukarı, onun yüreğine mutluluk vermemekle kalmıyor, acıyla, öfkeyle dolduruyordu hatta. Kendini onların gözünde seyrek rastlanır bir canavar, dünyaya rastlantısal olarak getirilmiş ve hiçbir dünyasal yanı bulunmayan özel, yabancı bir yaratık olarak hissediyordu. Hatta kimsenin gözüne çarpmayan silik tiplere imreniyor, bir esenlik sayıyordu hiçliklerini. s. 5 Kim ne derse desin, karşılık beklemeyen ümitsiz bir aşk, bütün baştan çıkarma hesaplarından daha güvenilir bir biçimde etkiler kadın kalbini. s. 6 Aferin peşinde koşup kendini pek fazla yıpratma, ama çalışmaktan da kaçma. Ve şu atasözünü de hiç çıkarma aklından: Elbiseni yeniyken, şerefini...

Lolita, Vladimir Nabokov

Resim
"Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. Günahım, ruhum, Lo-Li-Ta; Dilin ucu damaktan dişlere doğru üç basamaklık bir yol alır, Üçüncüsünde gelir dişlere dayanır. Lo-Li-Ta" s. 7 Sabahları ayağında çorabının teki, bir elli boyu Lo idi. Ayağında bol gündelik pantolonu ile Lola. Okulda Dolly. Kayıtlardaki noktalı çizgilerde Dolores. Ama benim kollarımda hep LOLİTA idi. s. 11 İki çeşit görsel hatırlama vardır: Biri aklınızın laboratuvarında bir görüntüyü ustalıkla yeniden kurduğunuz zamanki hatırlama öteki ise gözlerinizi kapadığınızda, gözkapaklarınızın iç tarafında sevilmiş bir yüzün eksiksiz optik izdüşümünü, tüm doğal renkleri içinde küçük bir hayaleti hemen çağrıştırıverdiğiniz hatırlama. s. 14 Bir sorun daha vardı; evliliğimin kadifemsi huzurunda güve yenikleri belirmeye başlamıştı. s. 32 Ah Lolita, sözcüklerinden başka oynayacak şeyim kalmadı artık. s. 38 Bütün günlerim bir kaya parçası üzerinde oturup saydam bir gökyüzünü seyretmekle geçtiğinden olacak, benliğime gar...

Palto, Nikolay Gogol

Resim
Şimdilerde herkes kendine yapılmış bir saygısızlığı bütün topluma yapılmış sayıyor. s. 7 Rahat bırakın, niye üzüyorsunuz beni? s. 12 Bu yamalar yüzünden paltoyu diken terzinin sanatı görünmez olmuş ve ortaya çuvalımsı çirkin bir şey çıkmıştı. s. 18 Genel olarak sakin olan yüreği hızlı hızlı atmaya başlamıştı. O günün... Hayatındaki en önemli gün olduğu kesindi. s. 26 Akşamları aç acına yatmaya bile alışmıştı; yeni bir palto sahibi olma düşüncesini sürekli hayalinde taşıyarak ruhen besleniyordu ya zaten. s. 28 Zaten bir insanın beynine girip ne düşündüğünü öğrenmek mümkün değildir. s. 31 Ama başkalarının gözünde önemsiz olanı önemli sayan insanlar her zaman bulunur. s. 42 Kim bilir... Ne de olsa insan ruhunun derinliklerine gizlice süzülüp, neler düşündüğünü öğrenmek olası değil. s. 51 Bilindiği gibi şampanya, insanın neşelenmesinde hiç de fena etki yapmayan bir araçtır. s. 53 Dünyada bir sürü saçma şey oluyor. Bazen hiçbir şey gerçek değilmiş gibi geliyor. s. 84 "Dünyayı omuzlarım...

Yeraltından Notlar, Fyodor Dostoyevski

Resim
Baylar, yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık. s. 9 Duvarı delmeye gücüm yetmiyorsa "ille de deleceğim" diye yırtınmam elbette; ama önümde yıkmaya gücümün yetmediği bir taş duvar bulunmasına da razı olamam. s. 16 Bugünün insanı pek çok bakımdan barbarlık çağı insanından daha üstün görüşlü olduğu halde, aklın, bilginin gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır. s. 26 Çünkü insan ahmak bir yaratıktır, son derece ahmak! Daha doğrusu ahmak değil de nankördür, eşine rastlanmayacak derecede nankördür. s. 27 En bayağı ve aşağılık insanların aynı zamanda namus simgesi olarak kalabilmeleri, ancak bizim ülkemizde olanaklıdır! s. 54 Hayat, kederiyle, acısıyla da güzeldir. Yaşamak nasıl olursa olsun arzu edilir. s. 100 İnsanoğlunun gözü yalnızca acılarını görür, mutluluğunu hiç görmez. s. 112 Ruhumda, cinayet işlenmiş gibi bir ağırlık var. s. 117 Huzur, sükunet istiyorum ben. Beni rahatsız etmesinler diye bütün dünyay...