Kayıtlar

Dünya Anlatı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Son Mektup, André Gorz

Resim
Yakında seksen iki yaşında olacaksın. Boyun altı santim kısaldı, olsa olsa kırk beş kilosun ve hâlâ güzel, çekici, arzu uyandırıcısın. Elli sekiz yıldır birlikte yaşıyoruz ve ben seni her zamankinden çok seviyorum. s. 11 “Kendi kendime şöyle dedim: Biz birbirimizi anlamak için yaratılmışız.” s. 14 Yargılarının doğruluğu konusunda sarsılmaz bir güven taşıyordun. bu güven nerden geliyordu sana? s. 14 Zevkin alınan ya da verilen bir şey olmadığını seninle anladım. Kendini verme ve ötekinden kendisini isteme biçimiydi zevk. Kendimizi bütünüyle birbirimize verdik. s. 15 Seninleyken beni çeken şey, beni başka dünyaya sokmandı. s. 15 "Erkekler ilişkiyi bitirmeyi beceremiyorlar" diyordun. "Kadınlar ayrılığın kesin olmasını tercih ediyorlar." s. 25 Yazarın asıl amacı yazdığı şey değildir. Asıl amacı yazmaktır. s. 30 Bana hayatın zenginliğini  gösteriyordun ve ben senin aracılığınla bu zenginliği seviyordum. s. 52 Seksen iki yaşına yeni girdin. Hâlâ güzel, çekici, arzu uyandı...

Yaşama Uğraşı: Günlükler (1935-1950), Cesare Pavese

Resim
Dünyadaki korkunç şeylerin en çirkini bir ülküye bağlanma alışkanlığıdır. s. 58 İnsanın çocukluğu, derdini söylemekle ona çare bulmanın aynı şey olmadığını anlayınca biter. s. 73 Alınacak ders her zaman aynıdır: Kendini bırak, acıya dayanmayı öğren. s. 80 Aşık olmadığı zaman kolaydır insanın iyi olması. s. 113 Gizlice en korktuğumuz şey her zaman başımıza gelir. s. 123 Bir insanı küçük düşürmenin en korkunç yolu, onun acı çektiğine inanmamaktır. s. 149 Olgunluk, kendine yeten yalnızlıktır. s. 177 Sana bir şey öğretmeyen her türlü acı boşuna çekilmiş bir acıdır. s. 181 En büyük mutsuzluk yalnızlıktır. s. 189 Anladığıma göre ben yalnız kalmayı öğrendiğim zaman olgunlaştım, başkaları ise insanlarla birlikte olma gereği duydukları zaman. s. 215 Günleri değil anları hatırlarız. s. 240 Aşk stratejisi insan ancak aşık olmadığı zaman kullanılabilir. s. 253 Bir insan kendini kurtaramıyorsa onu hiç kimse kurtaramaz. s. 254 Bir şeyi yapabileceğimizi bilmek bize yetiyor, bu yüzden belki onu yapmak...

Günlükler – 1946-1949, Max Frisch

Resim
Sürekli akan bir şerit üzerinde yaşıyoruz; kendi kendimizi telafi etmek ve bir anlığına hayatımızı düzeltmek umudu yok. s. 22 Yaşamları gerçek değil, umutsuz bir bekleyişten ibaret, asılmıyorlar yaşama; yaşam onların yakasına yapışmış bir hayalet gibi. s. 35 Önemli olan, sözcüklerin arasındaki ifade edilemeyen beyaz alandır. Sözcüklerin anlattığı, gerçek düşüncemizi dile getirmeyen önemsiz şeylerdir hep. s. 37 Aslında sadece ertelemek anlamına gelen, içinde yaşadığımız zamana karşı bahane anlamına gelen umuttan kurtulmak yeter. s. 60 İnsan, ışığa tutulmuş bir film makarası gibi, anıların tabedeceği bir film. s. 101 Çünkü insanın yaşayabileceği en yabancı şey, kendini dışardan seyretmek. s. 103 Tanık olduğumuz bir cürüm karşısında suskun kalmak, suç ortağı olmanın en yaygın şekli belki de. s. 120 Sen diye hitap ediyoruz birbirimize ve ertesi gün deniz kenarında uyanır gibi uyanıyorum. Elim, elinle dolu. s. 127 Gecenin renklerini ve güneşin saçıp savurduğu bütün ışığı sen tutuyo...

Bir Fotoğrafı Anlamak, John Berger

Resim
  Seçilip de kaydedilen anda genel olarak uygulanabilir bir hakikat payı varsa ve mevcut olanı gösterdiği kadar olmayanı da gösteriyorsa, o zaman o fotoğraf etkili olur. s. 38 Fotoğraf makinesi tarafından yakalanan imge çifte şiddet taşır ve her iki şiddet de aynı kontrastı güçlendirir: fotoğrafı çekilen an ile diğer bütün anlar arasındaki kontrast. s. 51 Fotoğraf makinesi icat edilmeden önce fotoğrafın yerini ne tutuyordu? Bu soruya gravür, resim ve yağlıboya diye yanıt verilmesini bekleriz. Daha aydınlatıcı bir yanıt belki şu olabilir: bellek. Fotoğrafların dışarıda, uzamda yaptıkları önceleri düşüncede yapılıyordu. s. 71 Artık doğruluğu genel kabul gören ve bir yaşamdan daha uzun süren hiçbir ‘değer’ yoktur çünkü ‘değer’ yaşamdan daha kısa ömürlüdür. s. 99 Man Ray şöyle diyordu: “Resmetmek istemediklerimin fotoğrafını çekiyorum, fotoğrafını çekemediklerimin resmini yapıyorum.” s. 101 Fotoğraflar geçmişe dönüktür ve böyle kabul edilir. Filmlerse geleceği de kapsar. Bir fotoğrafa ...

Milena’ya Mektuplar, Franz Kafka

Resim
"Sözleri ve istekleri yetişkinlerin bilgisiyle doldurulsa, çocuklar korkunç olurlardı." (s.25) "Hayatınız için koyduğunuz kurala inanma eğilimi gösterilebilir. Kuralınıza inanıyorum; yalnızca onun bu kadar net, amansız ve belirleyici bir biçimde, ilelebet hayatınızın üzerinde kalacağına inanmıyorum. Sizinki bir anlayış, ama sadece yol üzerinde varılmış bir anlayış ve o yol sonsuzdur." (s.28) "Sevgili Bayan Milena, gün o kadar kısa ki, sizinle ve bir kaç ufak tefek işle geçip sona eriveriyor. Gerçek Milena'ya yazacak biraz bile zaman yok, çünkü daha da gerçek olanı bütün gün buradaydı; odada, balkonda, bulutlarda..." (s.30) "Hayatın iki saati, iki sayfa yazıdan iyidir demeyin; yazı daha yoksul ama daha açıktır." (s.52) "Üçüncü bir yolda ilerlemek istiyorum. Sana ya da ona değil, yalnızlığa çıkan yolda..." (s.58) "Milena... Ne zengin, ne ağır bir isim bu. O kadar ağır ki taşıması imkansız. Yalnızca 'i' deki v...

Hazlar ve Günler, Marcel Proust

Resim
“Hayat bizi amansızca sıkıştıran, hiç durmadan ruhumuzu acıtan zorlu bir iştir.” s.10 “Her insan deli taklidi yapan kılık değiştirmiş bir tanrıdır zaten.”Emerson s.13 “Bundan böyle sizi asla görmeyeceğim, asla... Ancak ruhum görebilecek sizi; bunun için de, aynı anda birbirimizi düşünmemiz gerekir. Ben canınız isterse girebilesiniz diye ruhumun daima size açık olması için hep sizi düşüneceğim.” s.28 “Henüz aşkı tanımıyordu. Kısa bir süre sonra aşk acısını tattı, ki bu da aşkla tanışmanın tek yoludur.” s.36 “Bu alçağa tutkum tamamen zihinsel olduğu, duyuların etkisinde kalmak gibi bir mazereti olmadığı için iyice tuhaftı. Platonik aşk ne kadar anlamsız.” s.38 “Oysa insan ruhunun derinliklerindeki eğilimler doğrultusunda sevdiği şeyleri yaparsa mutluluğu bulabilir ancak.” s.39 “-Sen ki hiç yaşamadın, bunu nereden biliyorsun?   -Ama düşündüm, bu da yaşamaya bedeldir.” s.39 “Aynı silahlara sahip olduklarını ve güçlerinin, daha doğrusu zaaflarının aş...

Bir Yazarın Günlüğü, Virginia Woolf

Resim
“Nasıl da mutluyum, her şeyin bir uçurumun üzerinde uzanan daracık bir kaldırım olduğu duygusu da olmasa içimde.” (s.48) “Aşk, gençlikte başlayıp da bir sürü önemli şeye karışan o garip, derin, asırlık sevecenliklere verdiğimiz ad mıdır?” (s.67) “Zamanın uçarcasına geçtiği hissi var bende; bu heyecanlarımı diri tutuyor.” (s.81) “Aslına bakılırsa, temas ettik birbirimizle; ama derinliklerimize inmedik. Ama L. ile ben ziyadesiyle mutluyduk, öyle derler ya; hani o an ölüm gelse, falan filan. Kimse benim mutlulukta kusursuzluğa erişmediğimi söyleyemez.” (s.101) “Mutluluğu yarattıklarında onu biraz kıskanmış olmalı Tanrılar.” (s.101) “Neden kelimelerim böyle kanatlı gibi, sanki onlarla ne istersem yapabilecekmişim gibi özgür hissediyorum kendimi.” (s.119) “Kişilerimi zamana ve rüzgara karşı yerleştirebileceğim bir konum aramakta haklı olduğumdan eminim. Fakat Tanrım, insanın orayı kazıp, inanarak içine yerleşmesi ne zor. Dün inanıyordum, bugün gitti.” (s.183) “Mi...