Kayıtlar

İlhami Algör etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İkircikli Biricik, İlhami Algör

Resim
“Çamaşırları kurutan rüzgardır, güneş değil.” “Belirsizlik, vaadkâr bir aralıktır. Bazı insanlar o aralıkta yaşamayı sever. Böylece kendilerini oyalar, oluşlarını ertelerler. Kendini kandırmak da insani bir haldir.” s.21 “İnsanın kendisi olduğunu sandığı kişi, bir ölçüde kurgu olabilir. Şartların dayattığı tercihlerin kurgusu.” s.21 “Yeni bir hayat kurmak... Nasıl oluyordu? Önce fikir mi geliyordu? Yoksa bir tesadüf sizi fikrin önüne mi getiriyordu? Yeni bir hayat için mutlaka, kuvvetli bir rüzgar mı gerekiyordu? Önceki hayatınız artık eski mi oluyordu? Eski olanın hükmü kalmıyor muydu? O vakte kadar boşuna mı yaşamış oluyordunuz?” s.30 “Bir hayal çağırdım. Mümkün ise deniz gören bir hayal.” s.59 “İnsan ruhu bazı durumlarda incinir. İncinen yerde dert oluşur. Dert, kendi zekası olan bir virüstür. Yerleştiği yerden sürekli bir şeyler fısıldar. Bazen fısıltı yoğunlaşır. Yoğunlaştıkça ruhu yakar. Ruhun sahibi, biraz derdinin karakterine biraz da kendi huyuna suyuna göre bir çare bulur.” s...

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör

Resim
 “Müzeyyen,” dedim fısıldayarak, “Müzeyyen, ben ölüyorum.”    “Ölen sen değilsin,” dedi biri. Ukala bir sesti. Niyetinin kötü olmadığını sezdim. Masadaydım. Mum hâlâ yanıyordu.    Derin bir nefes aldım. Saat kaç olmuştu? Yatsa mıydım? Etrafıma baktım, birinin benim adıma karar vermesini bekledim. Boşunaydı. Boş… Boşuna… Boşa… kelimenin sesi beni topladı. Kalktım. Yatak odasına girdim. Aynı anda iki zıt duygu birden geldi:  Odadan çıkmak ve odada kalmak.    Aynayı görmesem çıkacaktım. Giysi dolabının bir kapısı yarım açıktı. Kapı açıyla duruyor, üzerindeki aynada kendimi görüyordum. Ben kendimi, en sivil hallerimin tanığı olan mekâna giren adam olarak hissederken, ayna beni, arkasında boş bir koridor olan adam olarak gösteriyordu.     “Ayna,” dedim fısıltıyla.    “Buyurun benim,” dedi.    “Ayıp olmuyor mu ayna?” dedim, “Bizi bu...