Kayıtlar

Psikoloji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dünya Hali, Engin Geçtan

Resim
  “Soren Kierkegaard’ın bir sözünü hatırlattı. Diyor ki, “Seçimler yoğun bir özgürlük anında yapılır” ve buna çok güzel bir ad vermiş, “kader sıçraması”. Seçim ile karar arasında fark olduğunu düşünüyorum; karar farklı bir olgu. Yani biz bir şeye karar verdiğimizi söylüyoruz. Özellikle hayatımızın önemli konularında. Ama aslında karar bilinç dışında verilmekte ve biz onun farkında olmuyoruz; bilince ulaştığı ânı karar ânı zannediyoruz.” s.25 “Goethe, “Yolculuğu bir yere varmak için değil, yolda olmak için severim” diyor.” s.30 “Engin Geçtan tek başına, yaşamın ısmarlanamazlığını anlatarak Milan Kundera’ya atıfla, “Hayat bir kere yaşandığı için yargılanamaz” diyor. Iching felsefesinin, “Ölüm, bir hayatın başına konulan taçtır” görüşünü “Ama, hakkını vererek yaşanmış olan hayatın” diye pekiştiriyor.” s.45 “Çoğumuz, özellikle geleceği ipotek altına alarak yaşamımızı denetleme eğilimindeyiz. Bilinmeyenden hepimiz biraz korkuyoruz fakat, bizim için iyi olmadığı halde, alıştığımız ...

Kırmızı Kitap, Carl Gustav Jung

Resim
Hayat bütünüyle kuşatılmış ve zincirlenmiş. Bir çeşit ekonomik kadercilik hakim; her bir bireye istese de istemese de belirli bir rol biçilmiş ve bu rolle birlikte karakteri ve çıkarları atanmış. Sürekli karşımıza çıkan en önemli soru şu: Bir yerlerde bu duruma bir son verebilecek kadar büyük bir güç var mı? Eğer yoksa, insan bu durumdan nasıl kurtulabilir? s. 2 Jung daha önce hiç yaşamadığı bir mutluluk ve rahatlama hisseder. Bunun “doğrudan İncil’in ve Kilisenin üzerinde olan her şeye kadir, yaşayan Tanrı” deneyimi olduğunu hisseder. Tanrı’nın karşısında tek başına olduğunu ve gerçek sorumluluğunun işte o zaman başladığını anlar. Babasının yoksun olduğu şeyin, Kilise’nin ve İncil’in dışındaki bu yaşayan Tanrı’yı dolaysız ve doğrudan hissetme deneyimi olduğunu fark eder. Bu seçilme duygusu ilk Komünyonu sırasında Kilise konusunda bir hayal kırıklığı daha yaşamasına neden olur. Ona bunun büyük bir deneyim olacağı söylenmiştir. Oysa hiçbir şey olmaz. Şu sonuca varır: “Benim için bu, din...

Kaplanı Uyandırmak & Travmayı İyileştirmek, Ann Frederick

Resim
Bedenin hareket gücünü artıran, azaltan,  sınırlayan ya da genişleten her şey, zihnin hareket gücünü artırır, azaltır, sınırlar ya da genişletir. Ayrıca zihnin hareket gücünü artıran, azaltan, sınırlayan ya da genişleten her şey, bedenin hareket gücünü artırır, azaltır, sınırlar ya da genişletir. Spinoza s.15 Travma modern hayatın her yanına nüfuz eden bir olgu. Sadece askerler ya da taciz veya suistimal kurbanları değil, çoğumuz travmatize olmuşuzdur. Travma hem kaynakları hem de sonuçları açısından geniş çaplıdır ve genellikle kendisini bilincimizden saklar. s.29 Bizler hissetme, tepki verme ve yansıtma olguları bakımından içgüdüsel varlıklarız ve en yıpratıcı travmatik yaralanmalarda bile kendimizi iyileştirebilecek içsel potansiyele sahibiz. s.29 Söz konusu yüklü güçleri serbest bırakmayı başaramadığımızda travma kurbanı oluyoruz. Genellikle başarısızlıkla sonuçlanan enerjiyi boşaltma girişimlerimiz sayesinde de aynı enerjiye takılı kalıyoruz. Tıpkı bir ateş böceğinin ateşe çek...

Kitleler Psikolojisi, Gustave Le Bon

Resim
Bireylerin bilinçli faaliyetinin yerine geçen kitlelerin bilinçsiz eylemi, içinde bulunduğumuz çağın alametifarikalarından biridir. s. 9 Medeniyetlerin yenilenmesinin kaynağı olarak önem teşkil eden değişiklikler, yalnızca fikirlerde, kavramlarda ve inançlarda devinen değişikliklerdir. s. 15 İlk yapılan telkin derhal sirayet yoluyla bütün zihinlere kendisini kabul ettirir ve hemen yönünü belirler. Telkin olunan kimselerde sabit fikir fiil haline gelmeye hazırdır. s. 19 Deneyim onlara, insanların hiçbir zaman saf aklın kılavuzluğunda hareket etmediğini öğretmemiştir henüz. s. 22 Kendi duygularında uçlara varan kitle yalnızca aşırı duygulardan etkilenir. Kitleyi baştan çıkarmak isteyen bir konuşmacı, şiddetli ifadeleri istismarcı bir şekilde kullanmalıdır. Abartma, onama, tekrarlama ve asla akıl yürütme yoluna başvurmama: Bunlar, kamusal mitinglerde söz alan konuşmacıların bilinen argümantasyon yöntemleridir. s. 52 Yalnızca ilahi bir varlığa tapınıldığında değil; ruhun tüm kaynakları, ir...

Kendini İyileştirme İşi Nasıl Yapılır?, Nicole Lepera

Resim
İnsanın evrimi bilincinin evrimidir. Her şeyde nesnel bilinçle mevcut olmayı görmek ve hissetmek mümkündür. Bu olayı bilimsel ve felsefi yoldan bir tür sisteme oturtma girişimleri bir yere varmaz çünkü insan ayrı olgulardan yola çıkarak bütünün ideasını yeniden kuramaz. s. 7 Gerçek şudur: Çok azımız aslında olduğumuz kişiyle gerçek bir bağlantıya sahibiz, ama başkalarının tüm o kendine ihanet katmanlarının altındaki temel benliğimizi görmesini isteriz. s. 53 Dissosiyasyon (kopma)- sürekli strese maruz kalma ve bunalma nedeniyle çevremizden fiziksel ve zihinsel olarak kopmamızı sağlayan bir başa çıkma mekanizması. Kişi fiziksel olarak orada olsa da zihinsel olarak gitmiştir. s. 68 Hayatlarını çocukları aracılığıyla yaşayan ebeveyn figürlerinin derinlere yerleşmiş ıstıraplı inançları "başarısız" ve bir şekilde yetersiz olduklarıdır ve sıklıkla bu çekirdek inancı çocuklarına yansıtırlar. s. 80 Hepimiz çözülmemiş travmalar taşıyoruz. s. 87 Belli bir düşünceyi defalarca düşünme al...

Bilinç Dışı, Sigmund Freud

Resim
Acı hissi mazoşistik bir amaç olduktan sonra sadist acı verme amacı geçmişe dönük olarak oluşabilir; başka bir kişiye yöneltilen bu acıdan, acı çeken kişiyle özdeşim yaşanmasıyla mazoşistik bir biçimde zevk alınır. Her iki durumda da zevk alınan şey acı değildir, ona eşlik eden cinsel uyarımdır; bu durum özellikle sadistler için geçerlidir. s. 67 Dürtü içeriğinin karşıtına çevrilmesi yalnızca tek bir vakada gözlenebilir, sevginin nefrete dönüşmesinde. Bu ikili aynı anda genellikle aynı nesneye yöneltilir, öyle ki bu birlikte var olma hali bize duygusal ikircikliğin en önemli örneğini sunar. s. 73 Sevginin bir değil, üç karşıtı vardır. Sevmek ve nefret etmek dışında, sevmek ve sevilmek vardır, ayrıca sevgi ve nefret bir arada değerlendirildiğinde ilgisizliğin karşısında yer alır. s. 73 Söz konusu olan bir dürtü olduğunda, kaçmak bir işe yaramaz çünkü ego kendisinden kaçamaz. Daha sonraki bir evrede makul bir ret, dürtü etkilerine karşı iyi bir önlem olarak belirlenir. Bu kabul etmeme du...

Psikanalizin Dört Temel Kavramı, Jacques Lacan

Resim
Siyasetin pazarlıktan ibaret olduğunu herkes bilir; siyasette yurttaş denen aynı öznelerin yüz binlercesi toptan, paketler halinde takas edilir s. 11 Histeriğin bütün belirtilerini iyileştirmenin en iyi yolu onun histerik arzusunu doyurmaktır; ki histerik kadına göre bu, arzusunu doyurulmamış bir arzu olarak gözlerimizin önüne sermektir, ama bu onun arzusunu neden sadece doyurulmamış bir arzu olarak sürdürebildiği sorusunu tamamen alanın dışında bırakır. Böylece histeri bizi analizdeki belli bir ilk günahın izini sürmeye iter. Mutlaka bir ilk günah olmalıdır. Belki de aslolan bir tek Freud'un kendi arzusudur, yani Freud'da bir şeyin hiç analiz edilmemiş olmasıdır. s. 18 Bilinçdışı daima öznedeki bir kesintiye bir bocalama gibi kendini gösterir. s. 34 Haz, insan kapasitesi dahilindeki deneyimlerin nerelere kadar uzanabileceğinin sınırını çizer -haz ilkesi homeostaz ilkesidir. Arzu ise çeperini, sabitlenmiş ilişkisini, sınırını kendi bulur ve bu sınırla bağlantısı sayesinde, haz ...

İnsan Olmak Üzerine, Erich Fromm

Resim
İlkel insan yırtıcı hayvandır, yamyamdır, putperesttir; ama aynı zamanda da akıl, sevgi, adalet yeteneği olan varlıktır. s. 8 Modern insan yapayalnız ve kaygılıdır. Özgürdür ama bu özgürlükten korkmaktadır. s. 19 Modern insan bir birey olmayı umut etmiştir; gerçek ise oraya buraya çarpıp duran kaygılı bir atom olup çıkmıştır. s. 19 Kişi bir nesne haline geldiği zaman, fizyolojik açıdan hâlâ yaşıyor olsa bile, ölüdür. s. 20 Modern insan, kendi elleriyle yaptığı şeylerin denetimi altındadır. Kendisi bir şey haline gelir. Bir hiçtir, yine de kendisini devletle, üretimle, şirketle bütün hissettiği zaman, büyüklük duygusuna kapılır. s. 23 Gerçekte kral çıplaktır, ama küçük oğlan dışındaki herkes harika giysiler gördüğüne inanmaktadır. s. 24 On dokuzuncu yüzyılda, “Tanrı öldü” denilebilirdi. Yirminci yüzyılda ise insanın öldüğünü söylemek gerekir. Günümüzde şu özdeyiş kulağa doğru geliyor: “ İnsan öldü, yaşasın nesne! s. 25 Kendi içlerinde bir merkezden, bir kimlik duygusundan yoksunlar. Bu...

Uygarlığın Huzursuzluğu, Sigmund Freud

Resim
  Bireyleri gerçekten birbirine bağlayan, temeldeki imrenme ve saldırganlık duygularıydı. S. 13 İnsanoğlu, kibrinden dolayı kendisini en üstün ırk olarak görüyor. S. 17 İnsanlar mutluluğun peşindedir, mutlu olmak ve öyle kalmak isterler. S. 20 " Kim bilim ve sanata sahipse, sahiptir dine de. / Kim yoksunsa ikisinden de, sarılmalıdır dine." (Goethe) S. 35 Acıya karşı en korumasız olduğumuz zaman birini sevdiğimiz zamandır. S. 42 İnsanları mutluluğa götürebilecek pek çok yol vardır, ama insanı mutluluğa götüreceği kesin olan hiçbir yol yoktur. S. 44 Her insan sevgiye layık değildir. S. 52 En başta sevgi talepleri ile uygarlığın temelini atan kadınlardır. S. 53 İnsan insanın kurdudur. S. 63 Vicdan, hepimizi korkak kılar. S. 82