Kayıtlar

Dünya Öykü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Noel Hikayesi, Alejandro Zambra

Resim
Her gün ilişki içinde olduğumuz nesneler dünyasında kitaplar muhtemelen en karmaşık olanıdır. s. 13 ... ve birden dünyanın tutkuyla dolup taşan bir yere dönüştüğünü hissettim. s. 32 "Çünkü insanlar her dakika her şeye sinir olur." s. 68 "(...) Biz editörler üç aşağı beş yukarı aynı işi yaparız. Silinip giden birer arkadaşız biz." s. 85

Kayıtsız Adam, Marcel Proust

Resim
... içinde olan biteni, kendisinden çekip koparılmış olan şeyi sezdiğinde anlayacaktı ancak. s. 32 Ona duyduğu aşkın nedenleri Madeleine'in kendisinden kaynaklanıyordu; ... s. 37 Onun yüzü, gülümsemesi, duruşu diğerlerinden daha hoş olduğu için sevmiyordu onu, tam da onu sevdiği için hiçbir yüzü, hiçbir gülümsemeyi, hiçbir duruşu onunki kadar hoş bulmadığı için seviyordu onu. s. 37 ... ona karşı bu son cilvesini esirgedi, kendine karşı bu son mağrurluğunu korudu. s. 39 Son anda, oraya vardığında onu harekete geçiren şey, gerçeği öğrenme arzusundan çok, Lepré'den başkalarına bahsetme ihtiyacıydı, onsuz olduğu her yerde onu boş yere anmanın bu üzücü cazibesiydi. s. 41 Eğer anlamak isteseydi, onu sevdiğini anlamasına yetecek kadarını söylemişti Madeleine. s. 44 Madeleine tek bir söz bekliyordu; Lepré söylemedi ve kadın ona şöyle dedi;  - Elveda! s.44

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık, Sylvia Plath

Resim
"Herkes günün birinde evinden ayrılır. Herkes eninde sonunda ayrılıp gider." s. 11 Mrs. Ventura kırmızı rujlu dudaklarına mendilini değdirdi, bir şey söylemeye hazırlandı, sonra vazgeçti. Ne de olsa artık söylenecek bir şey kalmamıştı. s. 12 "Bir süre sonra alışıyor insan," dedi kadın, kendi kendine konuşur gibi. s. 26 "Eğer bilmezsen daha mutlu olursun." s. 32 "Dokuzuncu krallığa vardığın anda artık geri dönemezsin. Orası yokluğun, donmuş iradenin krallığı. Pek çok adı vardır oranın." s. 33

Stefan Zweig, Bir Çöküşün Öyküsü

Resim
Davranışları hafifmeşrep ve taşkındı; bunun yarısını kaygısızlığını göstermek için hesaplayarak, yarısına da alışkanlıktan yapıyordu. bu bütün yapmacık tavırlarını doğalmış gibi gösteren, hatta bu tavırları gerçekten içtenliğe dönüştüren dalgın ve tasasız hoppalığı gibiydi tıpkı. s. 2 Ne yapacağını bulamıyordu; içinde her şey susmuş, yüreğinin anlamlı müziği, anahtarı kaybolmuş müzikli saat gibi ölmüştü. s. 9 Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı. s. 13 Ama kimse yoktu ki burada, rol yapması gerekmiyordu, ilk kez kendisiyle baş başaydı. s. 14 O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı. s. 33 Yakında öleceğim, bana acımayın. s. 40 Kadın, herhangi birinin özlemini çekiyordu, tıpkı gün ışıyana kadar soğuktan titreyerek sarınacağı bir palto gibi özlüyordu onu. s. 42 Hiçbir şey hissetmedi, ...

Amok Koşucusu, Stefan Zweig

Resim
İnsanın kendisiyle baş başa kalmasına ise imkân yoktu. s. 7 Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim. s. 11 Herkes en azından bir parça delirir. s. 13 İnsan bilir ki bıraktığı yerde onu çoktan unutmuşlardır. s. 19 Güvenin şartı samimiyettir, kayıtsız şartsız samimiyet. s. 21 Ama gençken sıtmanın ve ölümün sadece başkalarının başına geleceğini düşünürsünüz. s. 23 Güvenmek için dürüstlük gerekir, kayıtsız şartsız dürüstlük. s. 25 Ben bu iğrenç yalnızlık içerisinde, insanın ruhunu yiyip bitiren, iliğini kemiğini emen bu ülkede utanmayı unuttum. s. 27 Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz. s. 30 İnsan her şeyi kaybedince elinde kalan son şey için çaresizce mücadele eder. s. 54 Her şeyinizi kaybettiğinizde elinizde kalan son şey için umutsuzca savaşırsınız. s. 66 Yardım etmek için de bu duyguya ihtiyacınız vardı, karşınızdakinin size ihtiyacı olduğu duygusuna. s. 87

Olağanüstü Bir Gece, Stefan Zweig

Resim
"Aslında yazmak, bir anlamda, zihnimi sürekli meşgul eden, içimde sancılı bir huzursuzluğa neden olan bir olayla sonunda hesaplaşmak, onun üzerine sünger çekmek, onu yerli yerine oturtmak, benden önde tutmak ve her açıdan kapatmak için giriştiğim bir çabaydı." S. 6  Yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum. S. 10 Birisi üzerime aniden bir tabanca çevirse yüreğim etrafımdaki bunca insanın yüreğinin bir avuç para için attığı kadar atmazdı. S. 14 İnsanlar bana sırt çevirdi, hayatıma kadınlar girdi çıktı ama tüm bunlar karşısında hissettiklerim, pencereye vuran yağmur damlalarını izleyen birinin hissettiklerinden farksızdı. S. 17 "Eğer nasıl biri olduğumu bilseydiniz, şu anda beni selamlarken yüzünüzde gördüğüm o tatlı, dostane gülümse kim bilir nasıl donup kalırdı dudaklarınızın kıyısında!" S. 37 ...ilk kez bu dünyaya ait birisi için var olduğumu hissediyordum. S. 57 İnsanın k...

Geçmişe Yolculuk, Stefan Zweig

Resim
“Geldin işte!” Kollarını uzatıp, neredeyse iki yana açarak kadına doğru yürüdü. “Geldin işte,” dedi bir kez daha tekrarladı; sevdiği insanı şefkat dolu bakışlarla sarıp sarmalarken, ses tonu sürpriz ve mutluluk arasında dalgalanarak gitgide tizleşiyordu. “Gelmeyeceksin diye korkmuştum!” S. 1 Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı. S. 11 Acz içinde geçen yıllar, dedi içinden, duygularımıza karşı acz içinde geçen yıllar: Dokuz yıl oldu ve sesinin tek bir tonu değişmemiş, bedenimin tek bir siniri bile onu farklı algılamıyor. Hiçbir şey yitmemiş, hiçbir şey geçmemiş, varlığı eskiden olduğu gibi sevgi dolu bir mutluluk yaratıyor. S. 22 Sadece anılarla yaşamak insanın doğasına aykırıydı; nasıl bitkiler ve bütün canlılar renklerinin solmaması ve çanak yapraklarının kuruyup dökülmemesi için toprağın besleyici gücüne ve gökyüzünden süzülüp gelen canlı ışığa ihtiya...

Kızıl, Stefan Zweig

Resim
Pencerenin önüne geldi, yağmurun aralıksız yağdığını gördü. (...), sanki dışarıda bütün dünya derdini milyonlarca gözyaşıyla döküyordu. S. 4 “Günlerce hiçbir şey yaşamıyorum, tanıdık bir yüz görmüyorum; binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin.” S. 44 “Kimse beni benden daha fazla hor göremez.” S. 46 Bir anda yüreğine oturdu, aylardır hemen yanında, aralarındaki duvarın ardında hiç görmediği insanlar yaşıyor, yanı başında ağır yazgılar vuku buluyor ve onun bunlardan haberi olmuyordu. Ölüm bitişikte bir kız çocuğunu pençesine almaya çalışırken, o hayvan gibi uyumuştu ve bu durumda nasıl olur da başkalarından güven bekleyebilirdi? S. 50 “Neredeyse bütün çocuk hastalıklarında bu böyle: Çocuklar bu hastalıkları yeniyor, yetişkinler ise ona yeniliyor.” S. 54 Sonra kırmızı ve siyah mürekkeplerle çeşitli kalemler çıkardı, birinci sayfaya kıvrımlı yazılarla ve arabesk süslemelerle Dante’nin sözlerini yazmaya başladı: “ Incipit vita muova. ” - “Yen...

Nasıl Ölünür, Emile Zola

Resim
Birbirlerini anlıyorlardı, ayrı ayrı yaşamışlardı ve ayrı ayrı ölmek istiyorlardı. S. 11   Geriye kalan ve onları bağışlamasını sağlayan tek şey sevgisiydi. S. 19 Para ölümü zehirlerse, ölümden bir tek öfke çıkar. Tabutların üzerinde insanlar dövüşür. S. 24 Ticaret işi böyledir: Kendinizi tedavi ettirmeye zaman bile bulamadan ölür gidersiniz. S. 26   … Karısı onu teselli edip, tavsiyelerde bulundu. Yalnız kalıp sıkılacak olursa tekrar evlenebilirdi; yalnız yaşı biraz geçkince bir kadın seçmeliydi, çünkü dul erkekleri seçen genç kızlar onlarla paraları için evlenirdi. S. 29 Ölünün huzurunda bütün kavgalar biter. S. 30 Sefalet yüzünden komodin boşalmıştı, ne kadar çamaşır varsa rehincideydi. Bir akşam masayla iki sandalyeyi de satmışlardı. Charlot yerde yatıyordu; ama hastalandığından beri yatağı ona vermişlerdi, orada da hiç rahat değildi çünkü şiltedeki yünden avuç avuç alıp iki yüz elli gramını dört-beş kuruşa bir eskici kadına götürmüşlerdi. S. 34 ...

Belki Bu Defa, Belki Şimdi, Alois Hotschnig

Resim
Güneş doğuyor ve batıyor, hiçbir şey değişmiyor, yalnızca benim huzursuzluğum artıyordu. S. 12 Gözlerimizin önünde aynı şeyler oluyordu, aynı sesleri duyuyorduk ve aramızda ortak bir dünya vardı bizi ayıran. S. 16 Bizler de değerliyiz, ama onun kadar değil, çünkü Walter’in yokluğu hepimizi anne babamızın gözünde ve kendi gözümüzde değersiz kılıyor. S. 43 Yine de bana öyle geliyordu ki ondan hoşlanmaktan ziyade ona tahammül ediyorlardı. S. 62

Bütün Öyküleri, Virginia Woolf

Resim
"Parmaklarımda her bir kelimenin ağırlığını hissediyorum, eleştiri yazarken bile..." (s.14) "Kendini kalabalığın ortasında tek başına hisseden kişinin yalnızlığı gibisi yoktur." (s.46) "Evlilik ya da her türlü büyük başka sevinç, hala bende olan hayata yönelik o pürüzsüz bakışı bozabilir. Ve bunu kaybedeceğimi düşününce içten içe "Hayır, seni asla bırakmayacağım, ne bir koca, ne de bir sevgili için..." diyorum." (s.74) "Erkekler ve kadınlar vardı, sakatlar ve körler, kimisi paçavralar içinde, kimisi at üstünde gelmiş; gözlerimi merak içinde yüzlerinde dolaştırdığımı ve bir an için çaresizlikle soyumuzun ve çitlerin bizi ayırmış olmasını korkunç bulduğumu gizleyecek değilim." (s.83) "Dünyanın erkekler ve kadınlar hakkında daha çok şey bilmeye ne hakkı vardı?" (s.97) "Ah Tanrım, yaşamın gizemi! Düşüncenin isabetsizliği! İnsanoğlunun cehaleti! Sahip olduklarımız üzerindeki kontrolümüzün ne kadar az olduğunu gö...

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig

Resim
Kelimelerim seni korkutmasın; ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.  s. 4 Sen, benim için –sana nasıl söyleyebilirim? Bu konuda her girişim yetersiz kalır-, evet, çünkü sen benim için her şeydin, bütün hayatımdın. Benim için her şey, ancak seninle ilintili olduğu ölçüde vardı, hayatımdakilerin hepsi ancak seninle bağıntılı olduğu ölçüde anlamlıydı. s. 13 Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur. s. 20 Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm. s. 21  Seni sen kim isen o olarak seviyorum, sıcakkanlı ve çabuk unutan, kendini veren ve sadık kalmayan, seni yalnızca her zaman kim idiysen ve şimdi de hâlâ kimsen o halinle seviyorum. s. 33 İçimin derinliklerinde, benliğimin bilinçaltında hâlâ o eski çocukluk hayalim yaşamaktaydı, belki de günün birinde beni, yalnızca bir sa...