Stefan Zweig, Bir Çöküşün Öyküsü

Davranışları hafifmeşrep ve taşkındı; bunun yarısını kaygısızlığını göstermek için hesaplayarak, yarısına da alışkanlıktan yapıyordu. bu bütün yapmacık tavırlarını doğalmış gibi gösteren, hatta bu tavırları gerçekten içtenliğe dönüştüren dalgın ve tasasız hoppalığı gibiydi tıpkı. s. 2

Ne yapacağını bulamıyordu; içinde her şey susmuş, yüreğinin anlamlı müziği, anahtarı kaybolmuş müzikli saat gibi ölmüştü. s. 9

Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı. s. 13

Ama kimse yoktu ki burada, rol yapması gerekmiyordu, ilk kez kendisiyle baş başaydı. s. 14

O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı. s. 33

Yakında öleceğim, bana acımayın. s. 40

Kadın, herhangi birinin özlemini çekiyordu, tıpkı gün ışıyana kadar soğuktan titreyerek sarınacağı bir palto gibi özlüyordu onu. s. 42

Hiçbir şey hissetmedi, içindeki bütün duygular ölmüştü. s. 42

Soğuktan titreyen garip bedenini ısıtacak birine ihtiyacı vardı, bedeni yalnızca boşluk ve soğuktan ibaretti. Ruhu ölmüştü zaten, geriye kalan tek şey bedeninin de ölmesiydi. s. 55

Çünkü; dünya tarihi davetsiz misafirleri tolere etmez, kahramanlarını kendi seçer, işi olmayanları tüm çabalarına karşın merhamet göstermeden geri yollar; talihin ilerlemekte olan arabasından bir kez düşen biri, artık arabaya yetişemezdi. s. 79

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gözlerin İstanbul Oluyor Birden, Yavuz Bülent Bakiler

Ben Sana Mecburum, Attila İlhan

Martin Eden, Jack London

Soğuk Kazı, Birhan Keskin

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık, Sylvia Plath

Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos

Heyecanlar Üzerine Bir Kuram Taslağı, Jean-Paul Sartre

Ariel ve Seçme Şiirler, Sylvia Plath

Böyle Küçük Şeyler, Claire Keegan

Sessiz Bahar, Rachel Carson