Kayıtlar

Dünya Deneme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mutlu Olma Sanatı, Arthur Schopenhauer

Resim
... (En iyisini her yerde doğa yapar. Yine de bize bağlı olan şeyler vardır.) s. 11 ... salt isteme ve yapabilme kendi içinde henüz yeterli değildir, aynı zamanda insan ne istediğini bilmelidir ve ne yapabildiğini bilmelidir . Ancak bu şekilde karakter gösterebilir ve ancak o zaman doğru bir şey yapabilir. s. 14 İnsan istemeyi aklından geçirmediği malların yokluğunu kesinlikle hissetmez, bunlar olmaksızın da tümüyle memnundur; öte yandan yüz kat fazlasına sahip bir başkası, istediği şey onda olmadığı için kendin mutsuz hisseder. s. 20 Ölçüsüz sevinç de çok şiddetli acı da sadece aynı kişide bulunabilir. Zira her ikisi de karşılıklı olarak birbirine bağımlıdır ve ayrıca ortaklaşa olarak da ruhun neşesine bağlıdır. s. 24 ... kuruntu, kişinin yalnızca düşerek inebileceği, dolayısıyla da kaçınması gereken bir tepeye benzer. s. 24 "İstediğimiz gibi yaşamamalıyız, yaşayabileceğimiz gibi yaşamalıyız." s. 26 "Aklı başında kişi hoş olanın değil, acı vermeyenin peşindedir." A...

Sessiz Bahar, Rachel Carson

Resim
Sessiz bir bahardır, bu bahar. Bir zamanlar sabahları, saka kuşları, kedi kuşları, kumrular, alakargalar, çalıkuşlarının şafak korosu ve diğer kuş seslerinin partisyonları ile canlanırken, şimdi hiç ses yoktur. sessizlik kaplamıştır tarlaları, ormanları ve bataklıkları... s. 2 İnsanlar geleceği görme ve önlem alma yeteneklerini kaybettiler. Dünyayı yok ederek kendi sonlarını da hazırlıyorlar. s. 3 Bu felaket kurbanı dünyada hayatın yeniden doğuşunu susturan ne kötü bir büyü ne de düşman saldırısıydı. İnsanlar bunu kendileri yapmışlardı. s. 3 Albert Schweitzer'in dediği gibi 'ademoğlu kendi yarattığı şeytanın farkına bile zor varır.' s. 4 Dünyanın günümüze kadarki tüm ömrü göz önüne alındığında, yaşamın çevreyi değiştirmesi biçimindeki karşıt etki, göreceli olarak çok az sürmüştür. Sadece bu yüzyılın temsil ettiği dönem, dünyanın doğasını değiştirebilecek derecede önemli bir güç kazanmış olan bir canlı türüne sahiptir - insan! s. 5 Doğayı emrimiz altına almak istiyoruz. Oysa...

Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir, Alain de Botton

Resim
İnsanın kendini mutsuzluktan daha fazla adadığı pek az şey vardır. Eğer habis bir tanrı salt acı çekelim diye bizi yeryüzüne yerleştirmiş olsaydı, görevimizi bu kadar büyük bir şevkle yerine getirdiğimiz için kendimizi kutlayabilirdik. s. 10 ... eylemleri uzun vadeli birtakım sonuçlar doğurmazsa insanlar tüm yasakları bir kenara bırakabilirlerdi. s. 11 ... zamanı boşa harcamayı bırakmanın, yaşamdan keyif almaya başlamanın yollarını göstermeye çalışan, yararlı, evrensel geçerliliği olan bir öyküydü Proust'un kitabı. s. 16 "İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf âşık olmayan taraftır." s. 36 Zihnimiz bilinç üzerinde yüzen nesneleri seçmek için yeni ayarlanmış bir radar gibidir. s. 37 Eğer edebiyat ve tiyatro yapıtlarında işlenen konular kahvaltı sofrasında okuduğumuz kısa haberler şeklinde karşımıza çıksaydı, bu yapıtların çoğu ilgimizi çekmez, bizim için bir şey ifade etmezdi s. 50 ... İşte bu nedenle, Proust, bir sanat yapıtının büyüklüğü, yüzeydeki konusuyla değil ...

Parçalanma, Emil Michel Cioran

Resim
Özgürlüğün fazlası, mutlaka özgürlüğü öldürür. s. 31 Terk edildikten sonra, sırf zevkine, final bölümünü dilediğimiz kadar zihnimizden geçirip durabiliriz. s. 44 Gökyüzünde çakan şimşek, bu defa bizimki olacaktır. s. 53 Aşağı bir insanla sohbet. Aslında vakit kaybı sayılmaz, insanlığın birkaç nesil sonra dönüşebileceği türü yakından seyretmek de büyük şans. s. 66 Kitaplar yaraları kanırtmalı, hatta yeni yaralar açmalı. Kitap tehlike arz etmeli. s. 67 Bilim öncesinde doğanlara ne mutlu; yakalandıkları ilk hastalıktan ölüp gitmek gibi bir imtiyaza sahiplerdi. s. 68 Var olmak bir intihaldir. s. 72 Istırap nedir? Silinmek istemeyen bir his, hırslı bir his. s. 72 Verdiğimiz her tavize, o anda farkına varmadığımız içten içe bir küçülme eşlik eder. s. 75 Mektubunda dünyada en sevdiği insanın ben olduğumu yazmış ama bir yandan da takıntılarımı bırakmamı, tutturduğum yolu değiştirmemi, başka biri olmamı, olduğum kişiyle ilişkimi kesmemi istiyor ısrarla. Yani ‘ varlığımı’ inkâr ediyor. s. 81 Ona...

Duygular Sözlüğü, Tiffany Watt Smith

Resim
“Bulutlara bakın, bir duygunun her şeyin rengini bir anlığına değiştirdiğini görebilirsiniz, birden gökyüzü kendini yeniliyor ve o renk kayboluyor. Kendi duygusal hava durumumuzu tanımak ve isimlendirmek en az bunun kadar garip bir iş.” s. 14 “Bazı duygular gerçekten dünyayı tek bir renge boyayabiliyor, araba kaydığında hissedilen dehşet ya da aşık olmanın getirdiği öfori mesela. Bazı duyguları ise bulutlar gibi, yakalaması epey zor.” s. 14 “Bazen duygular bize değil de biz duygulara aitmişiz gibi geliyor.” s. 15 “Duygulara öncelikle ve esas olarak birer biyolojik gerçekmiş gibi yaklaşmak bir duygunun gerçekte ne olduğunun yanlış anlaşılmasına yol açıyor.” s. 15 “Duyguların bastırılabilir ya da birikip dışa vurulabilir şeyler olduğunu Freud’un çalışmaları üzerinden düşünebilmeye başladık. Özellikle de çocukluk korkuları ya da   arzuları olmak üzere bazı duygular da zihinlerimizin en derinlerine çöküp saklanabiliyor ve ancak yıllar sonra rüyalarda ya da karşı koyulmayan iste...

Yürümenin Felsefesi, Frédéric Gros

Resim
Yürümek spor değildir.  Spor teknik, kurallar, puanlama ve rekabet meselesidir, durmadan öğrenmeyi ve çalışmayı gerektirir; duruşları tanımak, doğru hareketleri bir araya getirmektir. Doğaçlama ve yetenek çok sonra gelir. s. 9 Biri olmak, herkesin kendinden bahsettiği yüksek sosyete toplantılarında ya da terapist seanslarında iyidir. Oysa biri olmak, boynumuza göre ağır ve aptalca bir kurgu zincirleyen (bizi benlik tasvirimize sadık kalmaya zorlayan) toplumsal bir zorunluluk değil midir? s. 14 Bir kere keşfettin mi, kolayca bulursun artık beni; bundan sonraki zorluk beni kaybetmek olacaktır. s. 26 Daha incelikli düşünmek serbestlik ister. O zaman ayrıntıların, tanımlamaların, kesinliklerin önemi kalmaz. Önemli olan, insanların alın yazısını gözler önüne serilmesidir. s. 28 Bilakis zamanı hızlandıran acelecilik ve sürattir. Böylece zaman daha çabuk geçer ve iki saatlik bir telaş, günü kısaltır. Bölümlere ayrılmış her dakika lime lime olur, çatlayana kadar dolar. Bir s...

Kaçırdıklarımız, Adam Philips

Resim
“Her şey bir yana hüsran her daim bir baştan çıkarılma sahnesidir, kurtulmaya, sahte çözümler bulmaya çalıştığımız, bizi daha radikal aldanmaların içine sürükleyen bir şeydir.” s.20 “Sanki hüsranlarımız dünya üzerinde bilmeyi istediğimiz son şeylerdir. Suni hüsranları gerçek hüsranlara yeğleyebiliriz ya da hüsranla tatmin arasındaki bağlantıyı gözardı edebilir veya buna karşı çıkabiliriz. Basitçe söylemek gerekirse hüsran, onunla başa çıkma girişimlerimizden biri duyarsızlık olsa da duyarsız kalamayacağımız bir şeydir.” s.21 “Aşık olmak varlığından haberdar olmadığınız bir hüsranın hatırlatılmasıdır; birini istemiş, bir şeyden mahrum kalmışsınızdır ve sonra birden o şey karşınızda belirir. Bu deneyimle yenilenen yoğun bir hüsran ve yoğun bir tatmindir. Tuhaf bir biçimde sanki beklediğimiz biri vardır ama o kişi gelene kadar beklediğinizin o olduğundan haberiniz yoktur. Daha öncesinde hayatınızda bir şeyin eksik olduğunun farkında olun ya da olmayın, istediğiniz kişiyle tanıştığınızda o...

Bu Bir Günlük Değildir, Zygmunt Bauman

Resim
Üstelik yalnızlığa tapsam da tek başınalıktan iğreniyorum. S. 11 Tüketici toplumundaki "eğitim pazarı" bu genel kurala bir istisna teşkil etmiyor. Birçok ülke son on yılda yüksek öğretim kurumlarının sayısında ve öğrencilerin miktarında benzersiz bir büyüme yaşadı. Bu gelişmenin sonucu üniversite eğitiminin ve diplomanın değersizleşmesiyle sonuçlanmaya mahkumdur. S. 99 Online yaşam, bir ilişkiye "girmeyi" çocuk oyuncağı yapıyor; bir ilişkiden çekilmeyi ise inanılmaz derecede basitleştirip giderek zayıflayan, solup sonunda tamamen ilgi eksikliğine teslim olan bir "ilişki"nin içeriğinin kaybolmasını göz ardı etmeyi haince kolaylaştırıyor. S. 133 Sizi bir mikroptan, hızlı, çok daha hızlı bir şekilde öldürecek şey, kederli bir ruhtur. S. 149 Bizimki gibi kapitalist bir toplumda, her şeyin ötesinde mevcut ayrıcalıkların korunması ve müdafaası için; daha sonra da geri kalanları yoksunluktan çıkarmak için eğitilmiş ve amaçları çok, ama kaynakl...

Edebiyat Nedir, Jean-Paul Sartre

Resim
İnsanoğlu dünyanın yüreğindeki pişmanlık acısıdır şimdi. S. 27 Şiir, yitiren kazanır oyunudur. Ve gerçek ozan, kazanmak için ölünceye dek yitirmeyi seçer. S. 28 Sessizlik bile sözcüklere göre belirlenir. S. 33 Sanatsal yaratılışın belli başlı dürtülerinden biri, hiç kuşkusuz dünyaya oranla daha önemli olduğumuzu duyma gereksinimidir. S. 46 İnsan kendini, başkalarını beklediği gibi beklemez. S. 48 Okuma, özgür bir düştür. S. 56 Yazmak, özgürlük istemenin bir biçimidir. S. 70 Özgürlük, tıpkı deniz gibi hep yeniden başlar. S. 71 Şiddet, okuma yazma bilmez. S. 87

Heyecanlar Üzerine Bir Kuram Taslağı, Jean-Paul Sartre

Resim
Araştırmaları her şeyden önce olgulardan başlamalıdır. Bir olgunun ne olduğunu araştırırsak görürüz ki, olgu bir araştırma sırasında karşılaşmak zorunda kaldığımız şeyle tanımlanır ve önceki olgulara göre bir yenilik ve beklenmedik bir zenginlik olarak kendini gösterir. S. 8 Pierce varsayımı şöyle tanımlıyordu: “olayları önceden görmeye izin veren deney sonuçlarının toplamı.” Öyleyse insan kavramı, eldeki olguların birleştirilebilir bir toplamı olabilir ancak. S. 9 Oysa insan da dünya gibi kendine özgü bir varlık alanıdır. S. 11 Apaçık varolduğuna göre, heyecanın mümkün olup olmadığını araştırmak neye yarar? S. 11 ... zira her bilinç, varolma bilinci olduğu ölçüde vardır. S. 14 Ne olursa olsun fenomenoloji fenomenlerin incelenmesidir -olguların değil. Ve fenomen deyince, gerçekliği tamamen görünüş olup “kendini ifşa eden şey”i anlamak gerekir. S. 16 Heyecan insan gerçekliğine dışarıdan eklenmiş değildir. Bilakis heyecanını yüklenen insandır, dolayısıyla heyecan insan varo...

Sanat Neye Benzer, Miguel Tamen

Resim
Neyi yabancı addettiğiniz, neyi bildik addettiğinize göre kestirilebilir ancak. S. 16 Görmediğiniz şeyi görmezsiniz. Görmediğinize yabancı dersiniz. S. 16 Fakat göremedikleri her şeye yabancı derlerse, sadece kendi görme güçlerini zan altına sokuyorlar demektir. S. 17 Bir espriyi anlamazsanız ona harika demezsiniz. S. 17 Geçmişin anlamı kendini aşina olunmayan dillerde ortaya koymuş olsaydı, dünya da farklı olurdu, diye düşünebilirsiniz. İşte mesele de bu. Geçmiş size sizin kendi dilinizde konuşur çünkü geçmişin dili yoktur. Geçmiş tıpkı sanat gibidir. S. 21 Ne kadar yakın, yakın olur? S. 23 Eğer bu anlamda bir şeyi ya da kimseyi umursamayı bırakırsanız, o zaman insanlardan, şeylerden veya faaliyetlerden kaçış olduğuna inanabilirsiniz. Elbette umursamayı bırakmak dediğiniz şey aslında, sahip olduğunuz birtakım inançların, yürüttüğünüz birtakım faaliyetleri gerektiriyormuş gibi göründüğü bir hayattan çıktığınız izlenimi verebilen bir inanç değişikliğidir. S. 28 Ayrıca tı...

Hep Vaat Hep Vaat, Adam Phillips

Resim
“İnsanın kendini anlaması klasik teselli biçimidir, kendinden kaçmasıysa romantik.” (s.9) “Psikanalizin duygusal ya da anlaşılması güç soyutlamalara değil, daha iyi cümlelere ihtiyacı vardır.” (s.17) “Bir insana şiir öğretebilirsiniz, ama şair olmayı öğretemezsiniz. Aynısı psikanaliz için de geçerlidir. Fakat kötü psikanalizin insanlara kötü şiirden daha fazla zararı dokunmaktadır.” (s.18) “Psikanalizin bir bilim olup olmadığının söylenmediği bugünlerde, bir sanat olduğunun söylenmesi belki de şaşırtıcı değildir. Bir konuşma tedavisi olarak, kullandığı araç çoğunlukla dil olduğu için de, benzerliğinin en açık olduğu sanatlar edebi sanatlardır. Güven veren analojiler kurmaya yönelik telaşlı çabalar konusunda edebiyat, bilimin ardından en ümit verici alandır.” (s.21) “Gerçek şair, sezgisel bir psikologdur.” Ella Sharpe “Derler ki iyi bir şair olmak insanı iyi bir psikolog, derin iç görüye sahip biri yapar, ama görünüşe göre iyi bir psikolog olmak insanı iyi bir şai...