Kayıtlar

Türk Anlatı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Fasa Fiso, Teoman

Resim
“çok üzülme, çok susma çok darılma çok ağlama çok da kitap okuma!” dedi annem. s. 17 O yıllarda kitaplara fazlaca düşkündüm ve kitap bizde pek de matah bir şey sayılmıyordu. s. 17 Annem sinirli ve ilaçları var. Halamlarla, yengemlerle ne zaman buluşsalar babamdan bahsedip ağlıyorlar öbür odada. Her söylediklerini duyuyorum. Babalardan bahsedilmesini sevmiyorum. s. 19 Çocuklukta çok sıkıcı şeyler var, büyümeyi beklemek. s. 41 “Özgürlük, felsefem olacak.” s. 53 Bana dönüp, “İyi ki meşhur oldun” diyor. “Artık çok daha makul birisin.” “Evet ama” diyorum, “insanlara ilgimi filan kaybettim.” Gülüyor; “Hiçbir zaman yoktu ki” diyor. s. 124 İnsanın bugün öyle hissetmesi için dün dibe vurması gerekiyor. s. 186 İnsanlar her şeyi fazla önemsiyor gibi geliyor bana. Yani kariyer dediğin şeyi, ün dediğin şeyi… Başkalarının senin hakkında düşündüklerinin ne önemi var ki? s. 198 “Yüzme bilmeden daha deniz görmeden hiç güneşte yanmadan şimdi ölmek istemem bir kalbi sarmadan.” s. 207 Oktay Rıfat’ın şiir...

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören

Resim
Bazı kitaplar vardır, sizinle konuşur. Okumaya başlayınca fark edersiniz. Arkadaşınız olurlar. Ara sıra, evde dolaşırken karşılaşır, sayfalarını koklar, karıştırırsınız. s. 13 Kendi hayatını yaşayamayan insanlar, çocuklarının hayatını yaşar. Süpermen Türk olsaydı pelerinini kesin anası bağladı. Bir de uçarken arkasından bağırır: Varınca çaldır oğlum. Bırak uçsun artık! s. 17 1950'lerin başı. Köylerde kahvehane yoktur, kütüphaneler kurulur. Sonra bu işlere siyaset karışır; Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi...Derken kütüphaneler kapanır, kahvehaneler açılır. s. 23 Dokunduğunuz her yere değer katabilirsiniz. s. 29 Anadolu'da "Emeksiz yemek olmaz " derler. s. 35 Allah aşkına aranızda bugün yaşadığımız sorunları bilmeyen var mı? Adım atıyor musunuz, atmıyor musunuz; tüm fark burada. s. 47 Siz de bazen başaramayabilirsiniz ama en azından örnek olursunuz. Bunun adı zaten başarmak. s. 48 Yeriz kuralları biz. Kırmızı ışık nedir trafikte? - Dur Yeşil? - Geç Sarı? - Hızlı...

Kardeşini Doğurmak, Büşra Sanay

Resim
Çocuk çocuktur, masumdur, paktır. Çocukluğunu yaşamalıdır. Çekin kirli ellerinizi, düşüncelerinizi onların üzerinden. s. 9 “Biliyorum ki duyarlı insanların sayısı hiç de az değil ama yeterli de değil; daha fazlasına ihtiyaç var.” s. 18 Eski toplumlarda anne hamileyse ve bi­ri erkek biri kız, ikiz bebek doğurmuşsa öldürülüyorlardı; çünkü anne karnında cinsel ilişkiye girdikleri düşünülüyordu! s. 19 Çocuklar ölüyor üstat. İnsanlar ise her şeyi meşrulaştırıyorlar. s. 24 Benden gitmeyeceğine inandığım insanlar oldu. Çok yanıldım. Sen yanıldın mı böyle hiç? Sırtımı insanlara dayayamayacağımı öğretti insanlar bana. s. 25 Bu toplum tecavüz eden adamın tecavüz ettiği kadınla evlenip mutlu olduğuna inanan bir toplum. s. 32 Şiddetin seslerine tepkisiz kalan komşular müzik sesine tepki gösterirler. s. 35 “Toplumsal cinsiyet eşitliğinde sınıfta kalmış bir top­lumuz, hikâyemiz bu ve Türkiye’nin iyi bir TERAPİYE ihtiyacı var.” s. 37 Kendi evinin içindeki in­sana güvenmeyeceksin de kime güveneceksin...

Canım Aliye, Ruhum Filiz, Sabahattin Ali

Resim
Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek.  s. 6 Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. s. 11 Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku... s. 17 Ben son zamanlarda her şeyden ümidimi kesmiş, kendimi gülen, oynayan hayattan ayırarak birkaç türlü kitabın arasına atmış bulunuyordum. Sen bu karanlık ömrümün içine bir sevinç ışığı gibi, kurumaya yüz tutan ekinlere can veren bir nisan yağmuru gibi birdenbire geldin. Ben bu kadar bol hayat ve saadet yağmuru altında kendimi unutmuş gibiyim. Şimdi ömrümün bir tek gayesi var: bir gün evvel sana kavuşmak, seni kollarımın arasına almak, güzel, temiz yüzüne saatlerce,  senelerce hiç doymadan bakmak. Ancak o zaman tam neşeli, senin istediğin gibi neşeli olabileceğim. Senden ayrı, senden uzak bulunurken benden nasıl neşeli şeyler istiyorsun? s. 25 İnsan alıştığı, güzel bulduğu, kendine yakın bulduğu yerlerden ayrılırken sanki v...

İlhan Berk, Mısırkalyoniğne

Resim
İmgeler anlamı, sözcükler imgeyi anlatır. Bir anlamı gün ışığına çıkarmak için imgelerden daha iyi bir yol olamaz; aynı şekilde bir imgeyi gün ışığına çıkarmak için sözcüklerden daha iyi bir yol olamaz. Sözcükler, imgelerin yöresinde toplanmalıdır, o zaman imgeleri kurabilmek için doğru sözcükler meydana çıkar. İmgeler anlamın yöresinde toplanmalıdır, o zaman anlamın kurulması için doğru imgeler meydana çıkar. Anlam imgelerle aydınlanır, aynı şekilde imgeler de sözcüklerle. Şuraya varıyoruz: imgeleri aydınlığa çıkarmak için konuşan imgelere uzanır, bunun sonucu olarak ta sözcükleri unutur. Bir tavşan izini izliyene benzer bu; tavşanı yakalayınca, izi unutur. Ya da ağla balık avlıyan birine: balığı yakalayınca ağı unutur. (...) Anlamın anlaşılması, imgelerin kıyılması koşuluna bağlı, imgelerin anlaşılması da sözcüklerin kıyılması koşuluna!  S. 9 Sizi gördüm denizin evinde. Akşamüstleri gibi güzeldiniz. S. 13 Sen geçiyordun, korkuncu, cinneti denemek istiyordum. Yanında ark...

Mustafa Kemal, Yılmaz Özdil

Resim
Hayat Mustafa Kemal için matematikti. “Bilim matematiktir” diyordu. “Evren matematik diliyle yazılmıştır, evrenin harfleri üçgenler, daireler, geometrik biçimlerdir” diyordu. “Herkes matematik bilgisinin çok gerekli olduğuna inanmalıdır, matematik olmadan dünya kesinlikle anlaşılamaz, matematiksiz ancak karanlık bir labirentte dolanılır” diyordu. S. 34 Anzak eri Steve Moyle, korku filminden farksız olan “su hatırası”nı şöyle hatırlıyordu: “Mataralarımızı kuyuya sarkıtırdık. Suda hep garip bir tat olduğunu söylerdik. Bir gün istihkâmcılar geldi, kuyudan aşağı çengellerini salladılar. Çürümüş bir ceset çıkardılar.” Çanakkale buydu. S. 63 Bigalı Mehmet çavuş mermisi bitince tüfeğini kırarak ingilizlere fırlatmıştı. Tüfek parçası kalmayınca taş fırlatarak mücadele etmişti. Başından ciddi şekilde yaralanmıştı, avuçları paramparçaydı ama, ingilizleri püskürtmeyi başarmıştı. Mustafa Kemal bu kahramanlığı duydu. Bigalı Mehmet’e Muharebe Madalyası verilmesini istedi. Bigalı ...

Orospu Kırmızı, Umay Umay

Resim
Nerem varsa insan kalan... İşte orası acıtıyor. S: 9 İyi şeyler bana gelmez. Hiçbir boktan anladığın yok. S: 10 Seni bir tek dokunuş için ölümsüz yapıyorum. Ben de en az senin gibiyim. Ve en çok senin gibi. S: 11 Cehennemi ruhu hala üşüyenler için istiyorum. S: 18 Yolculuk uzun sürmez hiçbir zaman. Seni çok uzun düşünüyorum. S: 19 Ben varoşların dansıydım, o prenslerin anarşisti. Ben çok zengin olmak istiyordum, o ise serseri. Ben onu sevenlerden nefret ediyordum, ama o herkese beni sevmelerini söylüyordu. S: 27 Ölüyorum, annem bana hiç kızmıyor. S: 34 Sana yazarak kurtuluyorum. S: 38 Tamam sustum ama yazacağım. S: 40 Kızıyordum, artık kızmıyorum. Bir şey oldu epey önce, kimsenin beni öldüremeyeceğini fark ettim. Affedilmeyecek ihanetlere tanık oldum. Affetmeyeceğim. Affetmenin, ne büyük uyum isteği ve palavra olduğunu fark ettim. Çok uyumsuzmuşum. Azıcık uyayım diye, ne fedakarlıklar yaptım, geçmiş olsun, affedemiyorum, etmeyeceğim de. Korku ke...

Leylim Leylim, Ahmed Arif

Resim
“Senin mecburun olmak beni hiç mi hiç küçültmüyor. Aksine yüceltiyorsun, insan ediyorsun, yaşatıyorsun.” (s.4) “Sana doymak, korkunç ahmaklık olur. Hadi gel.” (s.10) “Şairsin, deha gizleyen bir şair. Korkunç üzüntülere kapılman, bundandır.” (s.12) “Sevgide vermek vardır Leyla. Vermek. Ve bunu anlamak.” (s.98) “Canım Benim, bilir misin canım dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep.” (s.118) “Seninim. Yoksa hiçbir şey olmak istemiyorum. Birçoklarının almak için, neleri varsa verip de gene olamayacakları bir şey olabilirim oysa. Ama seninim.” (s.144)