Kayıtlar

Türk Öykü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Uzun Hikâye, Mustafa Kutlu

Resim
Hayat dediğin nedir ki? Anlaşılmaz bir sır. Kurduğumuz düzen hep böyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar, ışık söner, her şey darmadağın olur. s. 12 Dünyada ne adamlar var, yüzü insan, içi odun. Neyse. s. 19 Hayat kitapla güzel. s. 64 ... solunan hava, yüzülen su, oturup-kalktığın insan, yürüdüğün yol seni değiştirir. s. 88 Bazen pencereyi açıp "yeter artık, yeter!" diye bağırasım geliyor. s. 107 Bizim sevdamız artık ahirete kalmıştır, böyle bilsin. s. 108 -Nereye gideceksin? -Bilmiyorum. -İyi...Bilmemek en iyisi. s. 109

Hiçe Doğru, Hüsnü Arkan

Resim
“Erkekler penislerine güvenirler; komiktir Kadınların neye güvendiğini kim bilebilir? Kadınlar bu yüzden komik değildir.” (s.5) "Buradan sağ çıkamazsınız, inananlara inanmayın Aybaşlarını dikkate almayın; ne erkekler gördüm en çok onlar kirlendi." (s.6) “Biz de dualar mırıldandık ürktükçe bilincimizden Uyandıkça dünya var, iş var, pazardan pazartesiye telaş var” - (s.13) “Açık kapı değildir hayat yaşlılar bilir Bir eşikten, aralıktan ne gördüyseniz odur.” (s.15) “Boşluğu onaramıyor insan Ama inanabiliyor işte boşluğa.” (s.19) “Fakat biliyorum çocuklar, hayatın kendi şarkısı yoktur Sizinkini söyler.” (s.23) “Ben öyle uçuyorum kanatlarım kanıyor Bir şehir bir yalnızı anlayabilir mi? New York bile anlamıyor.” (s.36) “Ben öyle uçuyorum kanatlarım yanıyor Bir şehir bir boşluğu doldurabilir mi? İstanbul bile doldurmuyor.” (s.36) “Kara göründü Fakat hayat hayalet bir gemidi...

Erken Kaybedenler, Emrah Serbes

Resim
- Apartman girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent? + Hangisini? - Otomatik yanan, sensörlü lamba. + Hayır. - Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece. Önüme baktım. "Neden kırdın?" Cevap yok "Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle." "Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?" "Lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için." "Beni görünce yanmıyordu baba." "Nasıl ya?" "Görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni." "E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor." "Hadi ya! Sahiden mi?" "Evet. Ucuzundan takmışlar.Bizimle bir alakası yok!" Babama sarıldım, yıllar sonra. (s: 141) *** Rastgele bir numara çevirdim, genç bir kız açtı. “Pardon devlet memur...

Gündökümü Bir Uyumsuzun Notları, Tomris Uyar

Resim
“Temelde kendiyle yetinme duygusunu besleyen her edim, aldatıcı bir mutluluktan başka ne getirebilir ki?” (s.17) “Asıl üzüntü veren yaşlanmak değil, uslanmak.” (s.27) “Baştan beri hiçbir şeye inanmamış kimseyi, sonradan bir şeye inandırmak olanaksız gelir bana. İnanmak bir yeti, beslenen bir alışkanlıktır, esnektir de. İnanmamak gibi katı ve yanıltıcı olamaz.” (s.70) “Garip bir ölçü alışkanlık. Sevgi, aşk, dostluk ancak bu ölçüye vurulduğunda anlam kazanıyor. En ufak ayrıntılarda bile. Sözgelimi ben yeni bir giysiyle, bilmediğim bir yere kolayca gidemem. Önce evde deneyip benim kılmalıyım onu, birazcık eskisin, bedenimin kalıbını alsın ki içinde özgürce davranabileyim. Alışkanlık, kişiliğin gelişimini, kendini bulmasını sağlıyor evet ama bir sınıra kadar. Sizi o sınıra götüren iti, bakıyorsunuz sınırda karşınıza dikilmiş, yolu tıkamış. O tuzağa düşmemeli. Her büyük tutku gibi alışkanlık da Fethi Naci’nin deyişiyle: yıkımının tohumunu içinde taşıyor.” (s.76) “-Anne palavrac...

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör

Resim
 “Müzeyyen,” dedim fısıldayarak, “Müzeyyen, ben ölüyorum.”    “Ölen sen değilsin,” dedi biri. Ukala bir sesti. Niyetinin kötü olmadığını sezdim. Masadaydım. Mum hâlâ yanıyordu.    Derin bir nefes aldım. Saat kaç olmuştu? Yatsa mıydım? Etrafıma baktım, birinin benim adıma karar vermesini bekledim. Boşunaydı. Boş… Boşuna… Boşa… kelimenin sesi beni topladı. Kalktım. Yatak odasına girdim. Aynı anda iki zıt duygu birden geldi:  Odadan çıkmak ve odada kalmak.    Aynayı görmesem çıkacaktım. Giysi dolabının bir kapısı yarım açıktı. Kapı açıyla duruyor, üzerindeki aynada kendimi görüyordum. Ben kendimi, en sivil hallerimin tanığı olan mekâna giren adam olarak hissederken, ayna beni, arkasında boş bir koridor olan adam olarak gösteriyordu.     “Ayna,” dedim fısıltıyla.    “Buyurun benim,” dedi.    “Ayıp olmuyor mu ayna?” dedim, “Bizi bu...

Gece Gezen Kızlar, Tomris Uyar

Resim
Bir süre onun gözlerinin içine baktı tıkabasa bir sevgiyle, sonra sevgisini yutkundu. s.23 Neden hiç yazmadın? O gün her şeyi konuşmuştuk, yoksa ondan mı? Yani artık konuşacak bir şey kalmadığından mı? s.25 Gecegezen Kızlar’ın yaşadığı kentte gece, pastel renklere boyanmış toprak bir çanaktı. Çok epeskiydi. Ss.45 Gece, bedeninden soyulmuş, boşalmış bir iç gömleğiydi. Herkesindi. s.45 Bu yaz akşamları da bitmek bilmez zaten, her şeyi alacakaranlığa boyar, yanıltır. s.48 Gece gezdiğin her kentten bedenine bir şeyler eklenir, zamanla siner. s.50 Gençlik, diye düşündüm. Şimdi daha ciddi şeyler vardır diye düşünürsünüz, hayat sizi ıskalayana kadar. s.70