Kayıtlar

Erlend Loe etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Naif. Süper, Erlend Loe

Resim
Her gün duvara toslayan binlerce insan vardır muhtemelen, dedi, birçoğu belki bunu benim kadar ağır yaşar ama sonra işler yoluna girer. S. 13 Bana göre yaşlanmak, ne zamandır bir tür huzursuzlukla alakalıydı. Mekânı pek kafaya taktığım yok ama zamanla ilgili sorunlarım olduğu kesin. S. 14 Hiçbir planım yok. Pek çok şeyin anlamsız olduğu duygusu hâlâ baskın. İnsanı heveslendirmiyor bu duygu. Tempoyu sonuna kadar düşürdüm. Sıfıra. En baştan başlamam gerektiğini düşünüyorum. İnsan nasıl en baştan başlar? S. 16 Lisedeki ilk senemden sonra matematik ve fizik almayı bırakmıştım. O zamanlar varlığımı dayandırabileceğim başka şeyler bulacağımı varsaymıştım. Bugün artık o kadar da emin değilim bundan. Belki de hata yapmışımdır. S. 29 Sonsuzluk hakkında bilmeniz gereken en önemli şey, onun yalnızca büyük bir sayı olmadığıdır, diyor. S. 81 Evrenin bir sonu varsa, insanoğlunun varlığının anlamsız olduğu duygusuna kapılmamak elde değil. Niye herhangi bir şey yapmaya ka...

Bildiğimiz Dünyanın Sonu, Erlend Loe

Resim
Doppler 'in devamı... İnsanlar bir şey isterler, sonra tam tersini isterler, ardından birazcık daha farklı bir şey isterler ve aslında ifade ettiklerinden başka bir şey istediklerini anlamadığında da sinirlenirler. S. 14 Gençlik. Ne kadar güzel bir masumiyet. S. 27 ... - bu aslında on dördüncü yüzyılda Ockhamlı William’ın ileri sürdüğü bir ilkedir: Bir olgu ya da olayın birkaç makul açıklaması varsa, en basit açıklama doğruya en yatkın olandır. S. 52 ... her şeyin anında söylenmesi gerekiyor, söylenmezse kemikleşiyor, başka şeylerin altında kalıp görünmez oluyor. S. 64 Doppler artık interneti kaldıramadığını fark etti. İnternetteki bilgi miktarı devasaydı. Dünyayı çok geniş bir elektronik ağla birbirine bağlamanın hastalıklı bir fikir olduğunu düşündü. S. 66 Ama bu dünyada pek çok şey tuhaf zaten. S. 77 Pek çok kere, hiç konuşmamak en iyisi, diye düşündü. “Konuşmak, önemi fazlaca abartılmış bir meziyet. İstemiyorsan konuşmazsın.” S. 79 Ama kitaplar raflar...

Doppler, Erlend Loe

Resim
Babam öldü. Dün bir geyik avladım. Ne diyebilirim? Ya o ya ben, birimiz canından olacaktı. Açlıktan geberecektim. Bir deri bir kemik kaldım dersem yeridir. S. 9 Hep dolanıp duruyor bu geyikler. Başka yerlerde hayatın daha iyi olduğuna inanıyorlar sanırım. S. 9 ..., tüm iyi niyetime rağmen doğadan vahşice faydalandım, en yakın zamanda geri verebileceğimden fazlasını aldım büyük ihtimalle, bu da canımı sıktı. S. 10 Hayat bana, doğruyu gizlersem başıma kötü şeyler geleceğini öğretti. S. 11 Annesini öldürdüğüm için ondan özür diledim; artık korkmasına gerek kalmadığını, bugünden sonra buraya istediği gibi gidip gelebileceğini söyledim. Geyik bir şey demedi tabii. Kocaman, güvenen gözlerle bana baktı. Konuşamayan biriyle olmak harika. S. 13 Artık böyle. İnsanlar çevrelerine duvar örüp birbirlerinden korkar hale geldiler. S. 15 “Anlaştık” dedi ve elimi sıktı. Bu iyi. Avcı toplayıcı kültürü için büyük bir başarı. Bıçakla öldürülmüş bir geyik, süt ve diğer tüket...