Kayıtlar

Albert Camus etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mutlu Ölüm, Albert Camus

Resim
“Yalnızlık da yoksulluk, korkunç bir yoksulluktu.” s.35 “Sevişmeden sonra, gövdenin kendini bıraktığı, dinginliğe erdiği, yüreğin uyukladığı o anda, yalnızca değerli bir köpeğe duyulan yumuşak bir sevecenlikle, Mersault ona gülümseyerek, merhaba görüntü derdi.” s.45 “Biliyorsunuz. Bir adam her zaman gövdesinin gereksinimiyle ruhunun isterleri arasında sağlayabildiği dengeyle değerlendirilir. Siz... Siz kendinizi kötü değerlendirmektesiniz, Mersault. Kötü yaşamaktasınız. Barbarca.” s.53 “Kendimiz olmaya zamanımız yok. Ancak mutlu olmaya zamanımız var.” s.56 “Yalnız zaman gerekiyor mutlu olmak için. Çok zaman. Mutluluk da uzun bir sabırdır zaten.” s.59 “O ona, o da ona değer veriyordu. Bunun dışında bir şey midir aşk?” s.65 “İnsan her gün sevincini ele geçirmek zorundaydı.” s.95 “Bir yaşamı mutluluk içinde tamamlamak için de akılla açıklanamayan küçücük bir şey gerekir.” s.124

Sisifos Söyleni, Albert Camus

Resim
“Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.” (s.21) “Kendini öldürmek, bir anlamda, melodramlarda olduğu gibi içindekini söylemektir. Yaşamın bizi aştığını ya da yaşamı anlamadığımızı söylemektir.” (s.23) “Düşünme alışkanlığını edinmeden yaşamaya alışırız. Bizi ölüme her gün biraz daha yaklaştıran bu koşuda, bedenin bu önlenmez önceliği sürüp gider.” (s.26) “Büyük duygular evrenlerini kendileriyle birlikte dolaştırırlar, görkemli ya da düşkün. İçinde kendi iklimlerine kavuştukları ve yalnız kendilerine özgü bir dünyayı tutkularıyla aydınlatırlar.” (s.29) “İstemek çelişkilere yol açmaktır. Aldırmazlığın, yüreğin uykusunun ya da ölümcül vazgeçişlerin verdiği bu zehirli esenliğin doğması için düzenlenmiş her şey.” (s.38) “Uyumsuzluk, anlaşıldığı andan sonra bir tutkudur, tutkuların en can alıcısıdır. Ama tutkularımızla yaşayabilecek miyiz, yaşayamayacak mıyız, yüre...

Yabancı, Albert Camus

Resim
“Tuhaf biri olduğumu, beni kuşkusuz bu yüzden sevdiğini ama belki günün birinde yine aynı sebepten nefret edebileceğini mırıldandı.” (s.44) “Günün birinde gardiyan bana, beş aydır hapiste olduğumu söylediğinde, ona inandım, ama ne dediğini anlamadım. Bana göre hücrenin içine doğan hep aynı gün, yaptığım iş de hep aynı işti.” (s.75) “Herkes bilir ki hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir.” (s.103) “Çok uzun zamandan beri ilk kez annemi düşündüm. Bir ömrün sonunda niçin yeni baştan nişanlandığını, niçin yeniden başlama oyunu oynadığını anlar gibi oldum. Orada, hayatların sönmekte olduğu o bakımevinin etrafında da akşam, hüzünlü bir huzur anı gibiydi. Ölüme o kadar yakınken annem, orada kendini her şeyden azade ve her şeyi yeniden yaşamaya hazır hissetmiş olmalıydı. Hiç kimsenin onun arkasından ağlamaya hakkı yoktu. Ve ben de kendimi her şeye yeniden başlamaya zorunlu hissettim.” (s.110)